Kategori arşivi: iplik

pamuk hakkında belgesel

pamuğun tarihi-kullanımı hakında bir belgesel oldukça kapsamlı.

history channel – modern marvels

For a soft, fuzzy, white fiber, cotton has played a starring role in history. As well as being one of the most useful of materials, cotton has created empires, helped launch at least one civil war, jumpstarted the Industrial Revolution, and become the world’s most ubiquitous fabric (you must be wearing at least a piece of it right now). Follow the jaunt cotton makes “from dirt to shirt”, as they say in the textiles trade, and the lesser-known journey it makes into thousands of products, including gunpowder, cattle feed, plastics, photographic film, lipstick, and ice cream. We also examine cotton’s historical place beginning with its ancient origins, especially India, and examine the many innovations in which cotton had a hand, like the cotton gin, which separated cotton from seed and also had a hand in both oppression and progress in both America and England. And don’t forget that evil critter, the boll weevil!

Cotton is a soft, fluffy staple fiber that grows in a boll, or protective capsule, around the seeds of cotton plants of the genus Gossypium. The fiber is almost pure cellulose. Under natural condition, the cotton balls will tend to increase the dispersion of the seeds.

The plant is a shrub native to tropical and subtropical regions around the world, including the Americas, Africa, and India. The greatest diversity of wild cotton species is found in Mexico, followed by Australia and Africa. Cotton was independently domesticated in the Old and New Worlds. The English name derives from the Arabic (al) qutn قُطْن, which began to be used circa 1400 AD. The Spanish word, “algodón”, is likewise derived from the Arabic.

The fiber is most often spun into yarn or thread and used to make a soft, breathable textile. The use of cotton for fabric is known to date to prehistoric times; fragments of cotton fabric dated from 5000 BC have been excavated in Mexico and the Indus Valley Civilization (modern day Pakistan). Although cultivated since antiquity, it was the invention of the cotton gin that so lowered the cost of production that led to its widespread use, and it is the most widely used natural fiber cloth in clothing today.

Current estimates for world production are about 25 million tonnes annually, accounting for 2.5% of the world’s arable land. China is the world’s largest producer of cotton, but most of this is used domestically. The United States has been the largest exporter for many years.

FANTEZİ İPLİK NUMARALANDIRMASI

Fantezi iplik numaralarının hesaplanmasında göz önünde bulundurulacak en önemli nokta büküm aşamasında iplik boylarında meydana gelen kısalmalardır. Bu kısalma oranları, büküme katılan her bir iplik için farklı olabilir. Bu sebeple katlı iplik numaralandırmaları ile fantezi iplik numaralandırmaları birbirinden ayrılır.Fantezi ipliklerde kısalma oranının dikkatli hesaplanması gerekir.

Örnek
Nm 30 numarada ve %2’lik kısalma oranına sahip bir iplikle, Nm 20 numarada ve %10’luk kısalma oranına sahip iki iplik birbiri üzerine katlanarak fantezi iplik elde edilecektir. Fantezi iplik numarasını hesaplayınız.(Verilen kısalma oranları büküm sırasında meydana gelen kısalma oranlarıdır.)

Çözüm :
Çözümü iki basamakta yapacak olursak:
1.adım :
1.iplik   = Nm 30, %2 kısalacak
2.iplik   = Nm 20, %10 kısalacak
Nmz      = ?
Nm 30 = 30 m → 1g ⇒ 30 x 2    = 0,6 m   bükümde meydana gelen kısalma
100
30 – 0,6 = 29,4 m    bükümden sonraki  uzunluk ( ağırlık değişmez )
Nm 20 = 20 m → 1g ⇒20 x 10  = 2 m     büküm esnasındaki kısalma
100
20 – 2 = 18 m     bükümden sonraki  uzunluk

2.adım
18 m         1 g
29,4 m       X
X = 29,4 x 1   =1,63 g
18

Uzunluklar eşitlenir ve toplam ağırlıklar bulunur
Toplam ağırlık =1+ 1,63 = 2,63 g
Uzunluk = 29,4 g

Nmz  = uzunluk / ağırlık = L / G
= 29,4 m / 2,63 g  ⇒  Nmz  11,2
Sonuçta elde edilen fantezi iplik numarası Nm 11,2 ‘dir.
İplik boylarında meydana gelen kısalma oranları formülüze edilirse:
C = F – L    x 100           veya;
F
F = ____L_____
1- C
100
C : Bükümden dolayı meydana gelen kısalma yüzdesi
F : Bükülen ipliğin büküm öncesi uzunluğu
L : Bükümden sonraki uzunluk

İPLİK BÜKÜM HESAPLARI

BÜKÜM HESAPLARI

Büküm, ipliğin kendi ekseni etrafında kıvrılması olarak tanımlanabilir. Veya, iplik üzerinde belli uzunluktaki helis helezon sayısına büküm denir.
Büküm / metre = T / m  →    Tur / metre

Büküm / inch = T / ”

Bükümü üç açıdan incelenebilir:

1-) İpliğin bükülme prensipleri
2-) İpliğin büküm sayısı ve büküm yönü
3-) Şema üzerinden büküm hesaplamaları

İpliğin Bükülme Prensipleri

İpliğe asıl büküm, iplik makinasında verilir.İplik büküm almadan önce ince fitildir.

Open-End iplik makinasında önce açma işlemi yapılır, sonra büküm gerçekleşir.

Fitilde büküm çok azdır, buna geçici büküm demir. Genel olarak;
Pamuk iplikçiğinde Köchling formülü,
T/ ” = α e √ Ne             kullanılır.
Yün iplikçiliğinde ise
T / m= α m  √ Nm’dir.
α e  katsayısı için değerler çözgü-atkı ve trikotaj iplikleri için değişir. Bu değerler aşağıda verilmiştir.

Çözgü         Atkı             Trikotaj
Pamuk α e      4-5            3,2-3,8            –          →       Kısa stapel pamuklar
değerleri     3,8-4,5       3,0-3,5           2,5-3     →      Orta  stapel pamuklar
3,4-3,8      2,5-3              2,2-2     →      Uzun stapel pamuklar

HAM BEZ

Ham bezin, terbiye işletmesine girmeden önce ham kontrolden geçmesi gerekir. Bu kontrol sırasında iplikten dokuma ve ebat çeşidinden dolayı meydana gelen hatalar tesbit edilir. Çeşitli nedenlerle olabilecek kumaşların sağlanması, kirlenmesi gibi dokuma sonrası olağan hataların kontrolü yapılan bölüm Ham Bez Kalite Kontrol Bölümüdür. Bu bölümde şu iş akışı vardır:

1) Ham Bez Kayıt Formunun Hazırlanması
Amaç: Ham bezde çalışılan kumaşların tip bazında kümülatif olarak birleştirilmesi

Metod:
• Kalite kontrolcülerden gelen “Ham Bez Kalite Kontrol Analiz Formundaki tipler Ham Bez Kayıt Formunun tip kadar ham bez adı, desen/varyant no/temiz, IA metresi hanelerindeki yerlere yazılır.
• Toplanarak toplam  hanesine yazılır.
• O gün çalışılan tiplerden kaç metre çalışıldığı bulunur.

2) Fırça Makas (Açma)
Amaç: Dokumadan gelen kumaş roliklerinin uç uca birleştirilerek kontrole hazır hale gelmesini sağlamak.

3) Nakliye
Amaç: Kumaş arabalarının kontrol makinasına taşımak, taşıma arabalarının kontrol makinaları altında almak, boşaltmak ve her türlü bez taşıma, yerleştirme işlemi

4) Ham Bez Kalite Kontrol ve Cımbız
Amaç: Dokunmuş ham kumaşların kalite kontrolünü ve cımbızını yaparak kumaş üzerindeki hataları ilgili birimlere bildirmek, hatanın devam etmesini önlemek, ham bez kalitesini iyileştirmek.

Metod:
• Çalışmadan önce matina temizlenir
• Makinanın sayacı sıfırlanır
• Kontrol makinasının arkasına kumaş dolu araba veya kumaş roliği konur.
• Kumaşın doğru yüzü üste gelmek şartıyla çekici rolikten ışıklı panonun üstünden sayaçta ve rolikten geçer, kontrol makinasına göre sollamam, rolik veya dokuma sarmaya gelir.
• Dokuma sollanacak ise sollamanın altında boş araba bulundurulur.
• Kolik sonlanacaksa karton rolik alınır, kumaşın ucu karton roliğe bantla tutturulur ve iki roliğin arasına konur.
• Dokuma sonlanacaksa dokuma arabası dokuma sarma aparatının altına konur. Kumaş dokuma sarma raabası roliğe sarılır ve dokuma aparatı raliğin üstüne indirilir.
• Kontrol yaparken bezin kırışık gelmemesine dikkat edilir, gerekirse, nakliyeciye düzeltilir.
• Kontrol yşapılırken ham bezden gelen hatalar, “Ham Bez Kalite Kontrol Formu”na eksiklik ve doğru olarak işlenir. Hatalar “Dokuma Kumaş Hata Tanımları” talimatındaki dokunmuş kumaşlardaki hata tanımlarındaki tariflere göre tespit edilir. Kumaş ucundaki tanıtım etiketindeki bilgiler “Hambez Kalite Kontrol Formuna Yazılır (Tezgah, ham bez adı, v.s.)
• Arabalarda bulunan “Fırça Makat Çalışma Formu” kumaş sonunda gelen “Kumaş Tanıtım Etiketi” ile karşılaştırılır.
• Kumaş üzerinde gelen posta etiketlerine dikkat edilir. Hangi posta geldiyse “Ham Bez Kalite Kontrol Formuna” etiketin rengine göre etiketteki tarihi ve sayaçtaki metreyi yazar. A postası (yeşil), B postası (kırmızı), C postası (mavi) etikettedir.
• Kontrol sırasında kaliteci postalardan gleen hataları hata bölümlerine işler. İstenen hatalar toplanır. Postanın hata adedi hanesine yazılır.
• Kumaş kontrolü bitince cımbızda giderilemeyen hatalar toplanır.
• Sayaçtaki metre posta hanesine yazılır
• Hata durumuna göre temiz veya IA nonekine metreleri yazılır.
• 100 metrede 10 hata ve aşağısı= TEMİZ,
• 100 metrede 10 hatadan fazlası= IA olarak değerlendirilir
• Kumaş uçuna çıkmaz kalemle 10-15 cm içeriye TİP KODU, TİP ADI, TEZGAH, KALİTE, HATA NEDENİ,ENİ,ÇÖZGÜ, ATKI, FİRMA, TOP KESİM TARİHİ yazılır.
• Kumaş ucuna yazılan bilgiler izlenebilirliği sağlamak için çıkmaz kalemle yazılır.
• Kontrolör Ham Bez Kalite Kontrol Formunu bir nüsha tutar, Dokuma Müdürlüğüne gönderilir.
• Kontrolör, kumaş kontrol  ederken cımbız da yapar. Cımbızı; cımbız makası ve tarak yardımıyla yapar. Kumaş üzerindeki alınabilecek hataları düzeltir. Büyük Neps, düğüm atkı yığılması, çözgü kaçığı split, yağlı uçuntu ve diğer hatalar temizlenir.
• 10 mt’den küçük hatalar ham bez parçaya aryırır.
• Kesilen kumaş hata numunelerinin üzerine
– Tip adı
– Tip kodu
– Desen-varyant
– Tezgah no
– Hata sesebi
“Kumaş Hata Bildirim Formu” eklenerek Müdürlüğe gönderilir.

5) Ham Bez Standart Dışı Formu Hazırlaması:
Amaç: Standart dışı olan IA kumaşların dökümastasyonunun yapılarak ilgili birimlere verilmesi
Metod: Kalite kontrolcülerden gelen “Ham Bez Kalite Kontrol Analiz Formunda IA olan tiplerin TİP KODU-HAMBEZ ADI-DESEN-VARYANT, TEZGAH NO, KONTROL METRE, HATALI METRE(1A) hata sebepleri “Ham Bez Kalite Kontrol Standart dışı firma kaydedilir.

Hatalı (1A) metreler toplanır. O gün çalışılan metreye oranlanarak toplam IA yüzdesi bulunur.

6) Ham Bezlerin Rulo Sarımı
Amaç: Kontrol ve cımbızdan çıkan ham bezlerin düzgün bir şekilde stok edilmesini sağlamaktır.

DOKUMA KUMAŞ HATALARI
Amaç: Kumaşlarda iplik, yardımcı madde işçilik, makine donatım, yada çalışma metodu yüzünden oluşan gözle görülün değerlendirilebilen ve kumaşın görünümünü bozam kusurları tanımlamak.

İPLİK HATALARI
• Atkı İplik Bandı: Atkı ipliğindeki numara büküm ve malzemeden ileri gelen ve kumaşın eni doğrultusunda bantlar şeklinde görülen hatalardır.
• Atkıda kalın-ince İplik: Kumaşta normalden kalın yada ince bir yada birkaç atkı ipliğidir.
• Gevşek lycra: İplikte lycra büküm almamış veya iplik içerisinde lycraların kopmasında meydana gelen kumaştaki ipliğin gevşek veya büzülmesi görünümüdür.
• Çözgüde kalın-ince iplik: Kumaşta normalden kalın yada ince bir veya birkaç çözgü ipliğidir.
• Lycra Kopuğu: İplik içerisindeki lycra kopmasından dolayı uçların kumaş yüzeyinde görülmesidir.
• Yabancı iplik: Kumaşta olması gerekenden farklı ipliğin bulunmasıdır (Renk-büküm-hammadde vb.)
• Nepo-Nope: Kumaş yüzeyinde görünüşü bozan lif kümeciklerinden oluşan hatalardır.
• Santuk-Balık: İpliğin büküm almamış kısımlarıdır (Bükümsüz kabarık kısımlar). Bir atkı ipliğinde görülen büküm almamış kısımlar balık, birkaç atkı ipliğinde görülen büküm almamış kısımlar santuk adını alır.
• Yabancı Elyaf: Yabancı elyaf parçacıklarının iplik içine karışmasıdır.
• Atkı Renk Bandı: Atkı ipliğindeki renk farkından ileri gelen ve kumaşın eni doğrultusunda bantlar şeklinde görülen hatadır.
• Ağaç Kabuğu: İplik oluşumu sırasında meydana gelem mekanik hatalardan kaynaklanan kumaş yüzeyinde atkı boyunca belli bölgelerde dalgalı bir görünüm oluşmasıdır.
• Çözgi Bandı: Çözgü ipliğindeki numara-büküm malzeme ve renk farkından ileri gelen ve kumaşın gözgü doğrultusunda bantlar şeklinde görülen hatadır.

DOKUMA HATALARI
• Aralık: Atkı ipliğinin ağızlığa normal olarak oturtulması nedeniyle kumaş eninde oluşan fazla atkı eksikliğidir.
• Parça İplik: Atkı ipliğinden başka ağızlık içinde kısa parça iplik bulunmasıdır (Kumaşın orta kısımlarında).
• Atkı Kaçığı: Kumaşta bir veya birkaç atkı telinin eksikliğinden oluşan hatadır.
• Yarım Atkı: Atkı ipliğinin ağızlık içinde kopmasından ötürü kumaş eninin bir kısmında eksik kalan atkı ipliğinden dolayı oluşan hatadır.
• Çift Atkı: Atkı ipliğinin ağızlık içinden çift geçmesi sonucu meydana gelen hatadır.
• Boncuklama: İplikteki fazla bükümden dolayı ipliğin kendi üzerinde kıvrılarak ufak ilmekler yapmasından doğan hatadır.
• Atkı Yığılması: Atkı ipliğinin normalden fazla sağılması ile iplik yığılması olarak görülen hatadır.
• Sık: Kumaşın muhtelif yerlerinin normalden daha sık olmasından kaynaklanan hatadır.
• Seyrek: Kumaşın muhtelif yerlerinin normalden daha seyrek olmasından kaynaklanan hatadır.
• Roper: Kumaş sağılımını temin eden roper sistemiyle kumaş sarımını temin eden regülatör sistemi arasındaki sentronizede olan aksaklık nedeniyle kumaş yüzeyinde görülen sık ve seyrek görünümdür.
• Desen Hatası: Atkısı çok renkli kumaşlarda desendekinden değişik renk yada sayıda atkı atılmasından oluşan hatadır.
• Ezilme-Delik: Dokuma veya taşıma sırasında kumaşta oluşan ezilme-delik ve yırtık yerleridir.
• Atlama-Dalma: Atkı ipliğinin normal örgüsüne bağlantı yapmadan bir veya birkaç çözgü ipliği üzerinden atlayarak meydana getirdiği hatalardır.
• Yağlı – Uçuntu: Kumaşın dokunması sırasında yağlı üstübü ve pamuk parçasının ağızlık arasına girmesinden doğan hatadır.
• Taha Hatası: Gücü tellerinin veya tarak dişlerinin bazılarından geçirilmeyen ya da yanlış geçirilen bir veya birkaç çözgü telinin meydana getirdiği hatadır.
• Tarak İzi: Tarak dişi aralıklarının eşitsizliği veya dişlerin deformasyonundan dolayı oluşan hatadır.
• Gergin Gevşek: Kumaşta normalden gergin veya gevşek çözgü ipliklerinin oluşturduğu hatadır.
• Çözgü Ucu: Dokunan kumaşta çözgü koptuğu zaman boşta kalan çözgü ipliklerinin ağızlık içine girmesinden doğan hatadır.
• Uzun İplik: Kopan çözgü ipliklerinin kumaş yüzeyinde boşta kalan uçlarıdır.
• Çözgü Kaçığı: Herhangi bir sebeple bir yada daha fazla çözgü ipliği eksikliğinin oluşturduğu hatadır.
• Kafen: Bağlantı yapmamış çözgü ve atkı ipliklerinin meydana getirdiği hatadır.
• Yağ-Pas-Kir: Dokunma sırasında kumaş üzernine bulaşan yağ-pas-kir lekeleridir.
• Pamuklama: Yeterince haşıllanmamış çözgü ipliklerinde tarak-lanel-gücü sürtünmesinden ileri gelen hatadır.
• Cımbar İzi: Dokuma tezgah çımbarlarının ayarsız ve arızalı olmasından dolayı kumaş kenarlarında meydana gelen izlerdir.
• Armür Hatası: Armür sistemindeki arızadan dolayı bir kısım çözgü ipliklerinin kumaş yüzeyinde serbest kalmasından oluşan hatadır.
• Sürtme: Kumaşın tezgahta herhangi bir yere sürtünmesi sonucu yüzeyinde serbest kalmasından oluşan hatadır.
• Bozuk Kenar: Kumaş kenarlarında çeşitli sebeplerle meydana gelen kopuk-yoluk-deli-gergin-gevşek veya kıvrık kenarlardır.
• Çözgüde çift iplik: İki çözgü ipliğinin gücü tellerinden yan yana geçmesinden doğan hatadır.
• Cımbar Deliği: Cımbar iğnelerinin atkı-çözgü veya her iki yönde kumaşta küçük delikler açmasıdır.
• Split: Kesilen küçük kenar ipliklerinin atkıyla taşınıp örgünün içine girmesiyle oluşan hatadır.

Genel Hatalar
• Yağlı-Kirli Atkı Çözgü: Çözgü ipliğinde damlama ve sürtünme neticesinde sürekli veya kesikli yağ-kir lekeleriyle kirli-yağlı atkı ipliğinin kumaşta oluşturdukları hatalardır.
• Düğüm: Kopmadan dolayı bağlanan ipliklerin düğüm ucunda fazla iplik bırakmasıyla oluşan hatalardır.

En Çok Görülen Hatalar
• İpliği Boyalılar: Atkı renk bandın sık/seyrek Boya Abrajı.
• Elyafı Boyalılar: Lycra kopukları – sık/seyrek-cımbar sürtünmesi.
• Kadiflerde: Uçuntu-sık/seyrek – sürtünme cımbar.
• Ham Tiplerde: İplikten gelen uçuntu – Yağ lekesi – jelleşme hatası – parça iplik – Boncuklama.

YÜN HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Yün diğer liflerin hiçbirinde aynı ölçüde bulunmayan  incelik, uzunluk, elastikiyet ve kıvrım gibi özellikleri yanında ,ısıyı iyi tutma , fazla rutubet alma, az ıslanırlık ve keçeleşme yeteneği gibi üstün giyim fizyolojisi gösteren ve vücut-çevre ilişkilerini en iyi şekilde ayarlayan değerli bir dokuma maddesidir.

Yünün bu üstün özellikleri, onun karmaşık kimyasal yapısı ve birleşik biyolojik yapı sistemi göstermesinden kaynaklanır. Keratin proteinlerinin temsilcisi olan yün , yirminin üzerinde  amino asidin çeşitli şekil ve biçimlerde kombine olmasıyla meydana gelir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar göstermiştir ki ,yün yalnız Keratin denen boynuzsu maddelerden oluşmamakta, aynı zamanda bünyesinde %20 dolaylarında Keratin olmayan maddelerle diğer büyük  küçük maddeleri de içermektedir.

 

YÜN LİFLERİNİN HİSTOLOJİK YAPISI ve ÖZELLİKLERİ

 

Gelişmesini tamamlamış bir yün lifin enine kesiti mikroskop altında incelenecek olursa, bunun üç tabakadan meydana geldiği görülür. Bu tabakalar dıştan içe doğru kütikula, korteks ve medulladır. Her tabaka kimyasal ve histolojik yapı bakımından birbirinden farklıdır.

Kütikula, lifin çevresini kaplayan pulcuk şeklindeki örtü hücrelerinden meydana gelen ince bir zardır. Kütikulayı oluşturan pulcuklar veya örtü hücreleri çeşitli liflerde, hatta bir tek lif üzerinde bile farklı şekil ve boyutlara sahip olabilir

Korteks tabakası yün liflerinin asıl maddesini teşkil eder. Merinos yünü gibi ,ince liflerin içi tamamen bu tabaka ile doludur. Lifler tüm fiziksel ve kimyasal özelliklerini bu tabakadan alırlar. Bu tabakanın ilk bakışta iğ şeklinde uzunca, az veya çok bükülmüş ve boynuzlaşmış hücreler içerdiği görülür. Bu hücrelerin yapı taşları amino asitlerdir. Amino asitler, poli peptit halkalar halinde birleşerek makro molekülleri oluştururlar. Aslında bunlar birleşirken önce protofibriller ve bunlardan da mikrofibriller meydana gelir. En son da mikro fibriller birleşerek makro fibrilleri oluştururlar.

Medulla ise kaba liflerin orta kısımlarını dolduran kısımdır. Medulla içeren liflere daha çok yerli koyunlarımız gibi pirimitif koyunların yapağılarında(yünün üzerinde bulunan yün yağı, ter maddeleri ve deri döküntüleri) rastlanır. Bu tür lifler kaba ve kalın oldukları gibi, Medulla korteks tabakasının büyük kısmını işgal ettiğinden böyle lifler iyi boya tutmazlar.

 

YÜNÜN YAPISINI OLUŞTURAN PROTEİN ve ÖZELLİKLERİ

Bütün hayvansal lifler keratin denen polipeptit zincirini oluşturmak üzere polimerize olmuş amino asitlerden meydana gelmişlerdir. Bunların bileşimlerinde karbon, hidrojen, oksijen ve azottan başka kükürt de bulunur ki, bunlardan ilk dördü bütün diğer amino asitlerinde de vardır. Ancak kükürde yalnız yünün ve diğer keratin içeren hayvansal maddelerin bileşimlerinde bulunan sistin ve methionin gibi amino asitlerde rastlanır.

Yünün bileşiminde bulunan bu elementlerin  miktarları çeşitli araştırıcılar tarafından az çok farklı oranlarda, tesbit edilmiştir.

 

Yünün Bileşiminde Bulunan Başlıca Etmenler %

 

ELEMENTLER Von Bergen’e göre Gaeard’a göre Simmonsd’a göre
Karbon 50 50 29,4+0,2
Oksijen 22-25 22 23,5+0,2
Azot 16-17 17,5 16,4+0,3
Hidrojen 7 7 6,8+0,1
Kükürt 3-4 3,5 3,7+0,1

Keratinin temel taşı olan polipeptit makro molekülleri lifin içerisinde gelişi güzel bulunmazlar, belirli bir düzene sahiptirler. Yapılan araştırmalara göre polipeptit zincirleri düz bir yapıya sahip değillerdir ,aksine bular bir yayda olduğu gibi sarmal(spiral) bir şekilde bulunurlar.

 

Yünün kimyasal yapısını teşkil eden proteinler, genel olarak büyük  moleküller halinde bulunurlar. Fakat bunlar yün lifinin her tarafında aynı homojen yapıya sahip değildirler. Geiger’in araştırmalarına göre örtü hücrelerinin proteinlerindeki kükürt miktarı korteks tabakasının proteinlerinden daha fazlacadır.

 

Yün Lifi ve Örtü Hücrelerinin(Kutikula Tabakası)  Bileşimlerinde Bulunan Değişik Oranlardaki Bazı Kimyasal Maddeler %

 

ELEMENT YÜN LİFİ ÖRTÜ HÜCRELERİ
Kükürt 3,5 4,83
Sistin 12,2 18,10
Azot 16,67 13,53
Arginin 8,60 4,30
Tyrozine 6,10 3,00
Serine 9,50 9,90
Etil Grupları 4,00
Kül 0,20 4,10
Lipit Maddeler 2,70

 

Kükürdün değişik oranlarda bulunması ve sistin bağının daha kuvvetli olması, örtü hücrelerinin alkalilere karşı daha dayanıklı olmasını sağlar. Bu nedenle sodyum sülfat korteks tabakasını daha çok etkiler. Ayrıca örtü hücreleri, enzimlerin parçalayıcı etkilerinden daha az zarar görürler.

 

Proteinler Hakkında Bilgi

Proteinler çeşitli amino asitlerin birleşmesinden oluşmuş ürünlerdir. İnsan, hayvan ve bitkilerin bünyelerinde bulunan çeşitli proteinler de amino asitlerin değişik

şekillerde  sıralanması ve birbiriyle birleşmesi sonunda meydana gelirler

Proteinler bir bünyeye besin maddesi olarak girip çeşitli etkiler sonucu amino asitlere kadar parçalandıktan sonra bu amino asitler metabolizma sonucu bir takım bünyeye gerekli proteinlere çevrilirler. İşte insan ve hayvan yapısına has olan kıl ve yün lifleri bu şekilde meydana gelmiş olur.

Yün liflerinin bileşiminde çeşitli amino asitler bulunur. Bunların bir kısmı orantılı olarak aşağıdaki tabloda gösterilmektedir.

 

Çeşitli Yünlerin Bileşiminde Bulunan Aminoasitleri ve % Miktarları (100g kuru haldeki proteine göre)

 

Amino Asitler

Yeni Zelanda İnce Yünleri Avustralya  İnce Yünleri A.B.D.        Orta Yünleri A.B.D.

İnce Yünleri

Alanine 3,80 3,71 3,85 3,73
Arginine 9,18 9,03 9,23 9,09
Aspartic asit 6,14 6,29 6,60 6,23
Sistin 11,3 11,0 70,9 10,8
Glumatic asit 13,5 12,8 13,2 12,6
Glisin 5,27 5,26 5,26 5,56
Histidine 0,94 1,02 0,96 1,00
Hidroksilin
İsoleucine 3,87 3,79 3,88 3,72
Leucine 7,55 7,64 7,68 7,74
Lisin 3,03 3,15 3,10 3,11
Methionin 0,52 0,55 0,56 0,54
Pheynlalanine 3,28 3,40 3,50 3,42
Proline 6,46 6,46 6,34 6,34
Serine 7,52 7,15 7,07 7,23
Thereonine 6,73 6,58 6,62 6,53
Thrytophan
Tyrosine 4,10 4,10 4,08 4,28
Valine 5,68 5,78 6,02 5,82

Amino asitlerin Özellikleri

Proteinlerin, yapılan uzun çalışmalar sonucunda  amino asitlerin yanyana gelip birleşerek oluşturdukları polipeptitlerden meydana geldikleri anlaşılmıştır. Bunun sonucunda yün liflerinin asit ve alkali çözeltilerde uzunca süre kaynatılmaları sonucu amino asitlere parçalandıkları tesbit edilmiştir. Bu şekilde incelendiği zaman veya serbest halde bulunan amino asitlerin açık formülleri incelendiği zaman, her birinde bulunan karbon atomunun sahip olduğu 4 valansın ayrı karakterli birer  grup tarafından bağlanmış olduğu görülür.Bunlar sırası ile H atomu, (-NH2)    amin grubu,

(-COOH) karboksil grubu  ve R kök gruplarından ibarettir.

Bu gruplar arasında amin grubu alkali reaksiyonu, karboksil grubu ise asit reaksiyonu  gösterdiğinden amino asitler kimyaca amfoter karakterlidir.

Amino asitlerin karbon atomlarına bağlı olan 4. kök grubu (R) ise, her amino asitte başka başka bileşimdedir. Bu hal, amino asitlerin birbirinden ayırt edilmesini sağlar ki , bu grup bazı amino asitlerinde çok basit bir halde olmasına rağmen, ötekilerde komplike bir hal gösterir. Bu şekilde yünde bulunan  amino asitlerde 20 çeşit kadar kök (R) grubunun bulunduğu tesbit edilmiştir. Amino asitleri adlandırmaları buna göre yapılmaktadır.

 

Yün Liflerinde Bulunan ve Özellik Gösteren başlıca Aminoasitler

 

Amino asitlerin karbon atomlarına bağlı  bulunan  kök grubunun her amino asitte farklı farklı yan gruplar meydana getirmeleri her birinin ayrı yapıya sahip olduğunu gösterir. Yünde bulunan amino asitlerin açık  formüllerine bakıldığı zaman bunların her birinin; alifatik veya aromatik, hidrosiklik, asidik, heterosiklik  karakter gösterdikleri veya bir kısmının da kükürt içerdiği görülür.

 

Alanin, valine, leucin, isoleucin ve phenylalaninede (R) gruplarının hidrokarbonlardan meydana gelmiş oldukları, bunların ilk dördünde molekül ağırlıklarının artmasıyla, beşincide ise, aromatik hidrokarbonun yer almasıyla meydana gelmiş oldukları görülür. Bu amino asitler protein zincirlerinde bu şekilde meydana getirdikleri yan kutupları aracılığıyla su,tuz, asit ve alkalilerle birleşecek durumda bulunurlar.

Bunlardan başka kök gruplarında hidroksil içeren serine, threonine ve tyrosine gibi amino asitler de vardır ki, bunlar tüm proteinlerde yaygın olarak bulunurlar. Yün yalnızca serine ve threonine amino asitleri bakımında daha zengindir.

Bunlardan sonra Helen aspartik ve glutamik amino asitlerinin kök gruplarında asit kökü bulunur. Protein zincirinde bu şekilde yer almış bulunan asit grupları serbest halde olup, alkalilerle kolaylıkla birleşebilirler.Yün içeriğinde aspartik ve glutamik asit oldukça fazla bulunur.

Arginin, lysine ve histidine amino asitlerinin kök grubunda baz kökü vardır. Bunlardan özellikle arginin yünde oldukça fazladır.lysine ve histidine ötekilerden daha azdır. Bu üç amino asit de bazik karakterde oldukları için protein zincirinin bazik karakterli yan gruplarının oluştururlar ve asitlerle veya moleküllerinde asit grubu içeren boyar maddelerle birleşebilirler.

Yukarda bulunan amino asitlerden başka yünün içeriğinde pyroline, methionine ve trytophane ayrıca sistin amino asitleri bulunur. Bunlar karakter bakımından başkalık gösteririler. Proline amino asidi bütün proteinlerde önemli miktarda bulunmakla ve proteinlerin yapılarına etki yapmakla önemli amino asitlerden sayılır.

Methionine ve trytophane amino asitlerine yünün içeriğinde rastlanmakla beraber, bunlar miktarca fazla olmadıklarından pek önemli sayılamazlar.

Sistin amino asiti ise, yünün kimyası için çok önemlidir. Saç,tırnak, boynuz gibi… hayvansal proteinli maddelerde fazla miktarda bulunur. Bilindiği gibi bu hayvansal proteinli maddelere  keratin denir. Keratinin bünyesinde yer alan kükürdün öneli kısmının sistinin yapısında bulunması bunun önemini daha da artırmaktadır. Yün liflerinin özellikleri üzerinde sistin bağının büyük rol oynaması genellikle liflerin mukavemet ve elastikiyet özellikleri üzerine etkili olur. Yünlerin bileşiminde %10-13 oranında  sistin bulunması bunun önemini ortaya koyar.

 

Protein Molekülü

 

Açıklandığı gibi her amino asitin karbon atomu ayrı karakterli dört grup içeriri. Bu amino asitlerden ikisi yan yana gelince, ki bunlar birbirlerinin benzeri olabileceği bibi tamamen ayrı da olabilirler, birinin amin grubu ile birinin asit grubu birleşerek bünyelerinden bir molekül su kaybederek birleşirler ve bir dipeptit meydana gelir.

 

 

Protein Molekül Zincirleri

 

Dipeptit incelenince, bir tarafta serbest halde amin grubunu öteki tarafta aynı şekilde serbest karboksil grubunu içerir. Bu haliyle serbest bulunan tek ve basit amino asitleri andırır. Çünkü bu, her iki tarafında da serbest halde görülen ve yeniden diğer amino asitlerle birleşmeye hazır olan aktif grupları içerir. Yine işleme aynı şartlar altında devam edildiği takdirde, bu  bileşiğe yeniden bir, iki, üç, dört … sayıda amino asitin bağlanması mümkün olur. Bu şekilde meydana gelem ürünlere içerdikleri amino asit sayısı kadar Dipeptit, tripeptit,tetrapeptit… polipeptit gibi isimler verilir ki, tabiattaki proteinler bu şekilde meydana gelirler. Bu amino asitleri birbirine bağlayan bağlara peptit bağı adı veriler.

 

Yan yana bulunan protein dizileri komşularıyla köprü kurmak suretiyle tutunmak ve örgü şeklinde ağ kurmakla hayvansal liflerin kuvvetli ve elastiki birer bünyeye sahip olmalarını sağlar.  Zincirler arasındaki bu şekilde tutunma, zincirler arasında bulunan (CO) grupları karşısında yer almış olan öteki zincirin (NH) gruplarına karşı olan kuvvetli ilgisinden ve birleşme kuvvetinden ileri gelir. Bu kuvvete hidrojen körüsü (hidrojen bonding) denir.

 

 

Yün Proteinindeki Öteki Bağlantılar

Daha önce açıklananlardan başka şekil ve nitelik yönünden özellik gösteren, diğer bağlantıların bulunduğu anlaşılır k, bunlar yünün kendine özgü bazı nitelikleri kazanmasını da sağlar. Bu bağlardan biri tuz bağı veya beatin bağı, ötekisi ise sistin   bağı  veya çapraz bağ diye adlandırılır.

 

a.Yündeki Tuz Bağı

 

Yan yana  birbirine yaklaşık durumda bulunan molekül zincirlerinden birinin asit grubu, ötekinin bazik grubu karşı karşıya gelip iyonlaştıkları zaman birbirlerine elektrostatik kuvvetlerle bağlanırlar. Bu gruplardan biri pozitif, öteki negatif yüklü iyonlar haline geçtiğinden birbirini kuvvetle çekerek asit ve baz kökleriyle birleşir ve  bir tuz meydana getirmiş olurlar. Bundan dolayı meydana gelen bağa tuz bağı adı verilir.

 

b.Yündeki Sistin Bağı

 

Yünün yapısında bulunan bağlardan biri de sistin bağıdır. Sistinin bileşiminde kükürt vardır. Aynı zamanda sistin iki amino asidi ile iki karboksil grubu içerir.Bununla sistinin bir molekülü ayrı protein molekülünü,aynı zamanda bağlama özeliğini taşır. Bu sayede iki protein molekülünün kükürtleri arasında çok sağlam bir kükürt köprüsü kurulmuş ve kuvvetli bir bağ meydana getirilmiş olur. Bu bağ esası keratin olan yün liflerinin teknolojik özellikleri bakımından büyük önem taşır. Kimyasal işlemlerde ve boyama esnasında sistin bağlantısının fiziksel ve kimyasal yapısının bozulmamasına dikkat edilmelidir. Liflerde sistin bağı bozulunca mukavemet ve esneklik özellikleri kaybolur. Yün ve yünlü ürünlerin yıkanmaları sırasında fazla alkali, boyanmalarında fazla krom ve sülfirik asit, ağartmalarında fazla hidrosülfit… gibi maddeler kullanılır ve fazla kaynatılırsa yün liflerinin bu sistin bağı bozulur.

 

YÜN YAĞILTISI

 

Yün yağıltısı maddeleri, hayvanın derisinde bulunan yağ ve ter bezlerinin çırmış olduğu yün yağı, ter maddeleri ve deri döküntülerinin karışımından ibarettir.

 

 

Çeşitli yünlerde bulunan yabancı madde oranları % (*)

YÜN ÇEŞİDİ YAĞILTI KUM VE TOZ BİT. MADDE RUTUBET YÜN LİFLERİ
İnce kaliteli yünlerde 20-50 5-40 0,2-5 8-12 20-50
Orta Kaliteli Yünlerde 5-30 5-40 1-5 8-12 40-60
Uzun Liflerde 5-15 5-10 0-2 8-12 60-80
Halı Yünlerinde 5-15 5-20 0,5-2 8-12 60-80
Kaba Yünlerde 2-10 5-20 0-1 8-12 60-80

(*)American Wool Handbook, 1948

 

Ter Maddeleri

 

Koyunları terlemesi sonunda, ter bezleri tarafından çıkarıldıkları zaman çok sulu çözeltiler halinde bulunurlar. Bu sıvının içinde bulunan başlıca maddeler potasyumun çeşitli yağ asitleri ile bazı meydana tuzlardan ibarettir. Bunların yanında ayrıca az miktarda sulfat, klorür ve azotlu maddeler de mevcuttur. Terin sulu çözeltisinin pH derecesi 5,5-8,0 arasında olup, hafif asitlikten zayıf alkaliliğe doğru değişir.

Ter, yüksek sıcaklıklarda temizleme özelliğine sahip olduğu gibi, yün liflerini  güneş ışığının zararlı etkilerinden de korur. Ter ve ter maddelerinin yünde bulunma miktarları hayvanın   hayvanların cinsiyetlerine, terleme yeteneklerine bağlı olarak değişir.

Koyunlar kesildikten sonra derilerinde bulunan yünler yolunmak suretiyle elde edilirse, ki bunlara tabak yünleri denir, bu yünlerde ter maddeleri düşük olur. Çünkü derinin soyulması işlemi sırasında uygulanan ıslatma ve bazı kimyasal maddeler yağıltı maddelerinin büyük bir kısmını eritmiş olur.

 

Yün Yağı

 

Koyunların derisi içinde bulunan yağ bezleri tarafından çıkarılan yağlı çözeltiye yün yağı denir. Bu, kolestrol,  b-korestenol. Agrostenol ve lanesterol… gibi çeşitli yüksek alkollerle stearin, muristin, kapron, olein… gibi asitler arasında meydana gelen ester ve bunların karışımndan ibarettir. Yün yağı denilen yağlı maddeler suda erimez. Bunlar ancak sülfür, benzen, petrol eteri… gibi organik eriticilerde erirler.

 

Katkılı Yabancı Maddeler

 

Bunlar yün göleğine sonradan ve dışardan katılan yabancı maddelrdir. Başlıcaları; kum, gübre, ot, saman, yem tohum, diken, pıtrak, çöp… gibi bitkisel maddelerdir. Bu maddeler hayvanın yaşadığı çevre şartlarına göre değişik miktar ve oranlarda bulunurlar yün gömleğinde.

 

Uygulanmış Yabancı Maddeler

 

Bu yabancı maddeler, ya hayvanların tanınması için katran, boya ve benzeri yapıştırıcı ve boyayıcı maddelerle damga vurulmasından ya da hayvanlara hastalık ve haşerelere karşı korumak için bazı ilaçlı maddelerin uygulamasından meydana gelirler. Bunların fabrikasyonlarında önce yünlerden temizlenmeleri lazımdır. Fakat katran ve yağlı boyaların yünlerden temizlenmesi kolay değildir. Çünkü sabunlu ve sodalı sularda erimezler. Böyle hallerde o kısmı işleme almamak en iyi yoldur.

 

YÜNDEKİ KÜL

 

Terin suda eriyen madensel maddeleri yanında yün liflerinim yapısına dahil olan maddeler de vardır. Bunlar suda erimezler. Lifler yakıldığı zaman geriye kül halinde kalırlar. Bunlar arasında sülfat halinde bulunan alkali maddeler yün ağırlığının takriben %0,5 oranında olup suda erirler.

Lincoln koyun yünlerinde Bowman tarafından yapılan araştırmalarda külün şu maddeleri ihtiva ettiği tesbit edilmiştir:

 

Potasyum oksit %31,1
Sodyum oksit %8,2
Kalsiyum oksit %16,9
Alüminyum ve demir oksit %12,3
Silis %5,8
Sülfirik anhidrit %20,5
Karbonik asit %4,2
Fosforik asit çok az
Klor çok az

İPLİK KATLAMA VE BÜKÜM MAKİNELERİ

İplik katlama ve büküm makineleri bölümü genel olarak şu başlıklar altında incelenmiştir.
1. İplik katlama ve katlama makineleri,
2. İplik büküm ve büküm makineleri.

İPLİK KATLAMA VE KATLAMA MAKİNELERİ

Katlama ve katlama makineleri genel olarak aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:
1. İplik katlama işlemi,
2. İplik katlama makineleri.

İPLİK KATLAMA İŞLEMİ

Katlama, kelime olarak “iki iplik” anlamına gelen Hinçe bir kelime olup, iplik sarma makinesinde iki ipliği birlikte sarma işlemi anlamında kullanılır.

Katlama, ipliklerin bükülmeden doğrudan katlanmasıdır. Katlı iplik denilince bükülmüş olan birden fazla iplikte anlaşılmaktadır. Halbuki katlama işleminde özel bir büküm işlemi yapılmaz. İstenildiği zaman büküm öncesi, büküme hazırlık larak iplikler katlanabilir.
Çift (bire iki, two for one) büküm makinelerinin daha verimli ve hızlı çalışması için ve çeşitli örme mamullerin üretiminde katlanmış iplikler kullanılabilmektedir. Bazı dururmlarda katlama işlemi ıslak katlama şeklinde yapılır.

 Islak katlama

Saf veya uygun kimyasal maddeler ilave edilmiş suya batırılmak suretiyle veya benzer sıvılarda islatılmış aletlerle temas ettirilerek ıslatılmış iki veya daha fazla tek kat ipliğin, gerçek bükümden önce katlanması işlemidir. Kaygan, pürüzsüz, tüysüz iplikler elde edilmesini sağlar.

İPLİK KATLAMA MAKİNELERİ

Birden fazla ipliği biraraya getirip büküm vermeden bir bobine saran makinelerdir.

İplik katlama makinelerinde çapraz sarımlı ve paralel sarımlı bobinler elde edilebilir.
Daha çok filament iplikler, flanşlı makaralara parelel şekilde sarılırlar.
Pürüzsüz yüzey yapıları sebebiyle genellikle kaygan olan bu ipliklerin sarım şeklinin bozulmaması için flanşlı makineler kullanılır.
İplik katlama makinelerinde çalışma verileri bilgisayarlı sistemler sayesinde makineye direkt olarak girilebilir.
Elastik ipliklerin katlanmasında da katlama makinelerinden yararlanılır. Elastik filamentle normal bir ipliği katlayarak uygun yapıda elastik iplik oluştururlabilmektedir.
Elastromer flamentin örneğin dokuma işlemlerinde tek başına kullanılması zordur. Elastik yapı nedeniyle filament halde atkı veya çözgü olarak tek başına  işleme girmesi sorun yaratır. Buna benzer durumlarda standart elastikiyet sağlamak amacıyla normal atkı veya çözgü ipliğiyle birarada kullanılır. Bunun için de dokuma işlemi öncesinde elastomer filament ile normal dokuma ipliği katlama işlemine tabi tutulur.
Katlama makineleri, ipliği bobine 2-3-4 kat olarak sarar.

Katlama makinelerinin sarım hızı, bobin makinelerinden daha azdır.
Bu dezavantaj kabul edilerek katlama makinesine tek bobin beslemek suretiyle aktarma işlemi de yapılabilir.
Katlama makinelerinde kopuşlar her iplik için iplik yoklayıcılar tarafından ayrı ayrı kontrol edilir.
Herhangi ipliğin kopması anında ipliğin uzun müddet eksik kat sayısıyla sarılması istenmez.
İplik koptuğunda yoklayıcılar bunu farkederek makineyi durdururlar. İplik gerginliği ayarlanabilir, sağım sırasında balonlaşmayı önleyici aparatlar vardır.
Katlama makinelerinde bobibn sarma, değiştirme sistemleri bobinleme makinelerindeki gibidir. Yüzeyden veya eksenden tahrikle bobin sarılır.
Manuel yolla bobin değiştirme işlemi yapılabildiği gibi otomatik olarak dolu bobinler sevk edilip, iğe yeni bobin patronu takılabilir.

İPLİK BÜKÜM VE BÜKÜM MAKİNELERİ

İplik büküm ve büküm makineleri genel olarak aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:
1. İplik büküm işlemi,
2. İplik büküm makineleri.

İPLİK BÜKÜM İŞLEMİ

Büküm işlemi, tek katlı ipliklerin büküm makinesinde katlanarak bükülmesidir. Bu bölümde katlı iplik bükümü ağırlıklı olarak aşağıdaki başlıklar altında incelenmişrir:
a) Bükümün tanımı,
b) Bükümün amacı ve iplikteki etkileri,
c) Islak büküm,
d) Katlı büküm,
e) Çift (bire iki, two for one) büküm,
f) Fantezi büküm.

A Bükümün Tanımı

Büküm, kısaca ipliğe verilen spiral dönmelerdir. Genellikle iplerin uçalrının nispi dönmesinin sonucu oluşur. Büküm ile elyaflar ve iplikler birarada tutulur ve mukavemet kazandırılır.
İplikler, birbirine paralel ya da paralele yakın elyafların bükülmesi ile elde edilir. İpliklerin bükümü eğirme işlemi ile sağlanır ve bu vasıtayla kesikli (ştapel) elyaflardan  iplikler oluşur. İpliklerin üretilmesinden sonra tekrar büküm verilebilir. İstenen büküm, büküm makinesinde gerçekleştirilir. Birden fazla iplik bir araya getirilerek birbirleri üzerine bükülebilirler.
İplik bükümü mikltarı ya da derecesi birim uzunluk (santimetre, metre veya inç) başına düşen sarım ya da dönüş sayısıyla ölçülür. 1 inç’teki (2.54cm) büküm miktarı TPI veya büküm/inç, 1 metredeki büküm miktarı TPM veya büküm/metre olarak kısaltılır.
İplik bükümü sağ (Z) ve sol (S) büküm ya da dengelenmiş ve dengelenmemiş olarak sınıflandırılabilir. (Şekil )

Diğer yandan iplik tek kat, katlı ve kablo iplik bükümüne tabi tutulabilir. Tek kat iplik bükümünde S veya Z büküm, katlı iplik bükümünde SZ, ZS, SS veya ZZ büküm (birinci sembol tek kat ipliğin, ikinci sembol katlı ipliğin büküm yönüdür); kablo iplik bükümünde ZSZ veya ZZS büküm yönleri seçilebilir.
Bükülecek ipliklerin büküm yönüyle katlama büküm yönü aynı olursa buna büküm üstüne büküm denir. Sert bir iplik oluşmasını sağlar.

B Bükümün Amacı ve İplikteki Etkileri

Büküm tek kat ipliklerde mukavemetin arttırılması için ya da iki veya daha fazla katlı iplik elde edilerek kumaşta istenen efekt özelliklerini kazandırmak amacıyla yapılabilir.
Elyafları ve iplikleri bir arada tutmak için gereken büküm miktarı; ipliğin çapına , elyafların cinsine ve ştapel uzunluklarına bağlıdır. Kalın ipliklerin birbirini tutması için daha az sayıda büküm gerekir ve bunlara düşük bükümlü iplikler denir. Daha ince ipliklerin birbirlerini tutmaları için ise daha çok sayıda büküme ihtiyaç vardır ve bunlara yüksek bükümlü ya da sık bükümlü iplikler denir.
İplik ne kadar az bükümlü olursa o kadar beyaz ve parlak görünür. Büküm ipliği matlaştırır ve rengini koyulaştırır. Büküm üretimle ters orantılıdır. 30 büküm yerine 20 büküm verilirse, üretim 30/20 oranında artar. Büküm, iplikteki ince yerlerde artar, kalın yerlerde ise azalır. Büküm sayısı ile ağırlık çarpımı sabittir.
İpliğin metredeki bükümünün (TPM), ipliğin ve ondan üretilecek olan kumaşın görünümü ve dayanıklılığı üzerinde önemli etkisi vardır.
Göreceli olarak, düşük bükümlü (TPM 80’den 460’a) ipliklerde, ipliğin yumuşak, kabarık ve esnek olması nedeni ile yumuşak büküm adı verilir.
Yumuşak bükümlü iplikler, yüksek bükümlüler kadar sağlam değillerdir. Örme ipliği olarak hazırlanan iplikler bu türdendir.
Yüksek bükümlü (TPM 750’den 1200’e) olanlar sert (sıkı) bükümlü iplikler olarak adlandırılır. Bunlar düşük bükümlü ipliklerden daha düzgün yüzeyli, daha sert, daha girift ve sağlamdırlar.
Filament iplikler genelde düşük bükümlüdürler (TPM 20’den 40’a). Filament ipliklerde büküm ipliğe sağlamlık vermez, sadece elyafları bir arada bir bütün olarak tutmaya yarar.
Büküm, ipliği oluşturan bileşenlerin birbirinden ayrılmamasını ve ipliğin dayanıklı olmasını sağlar.

C Islak Büküm

Kullanıma göre kaygan, tüysüz iplik elde edilmesi istendiğinde ıslak büküm yapılabilir.
Islak bükümde bobinden gelen iplikler bir su kabı ve bu kap içerisindeki cam çubuk yardımıyla ıslatılır. Cam çubuk üzerinden ıslatılarakgeçen iplik büküm makinesine verilir.
İpliği ıslatınca iplik üzerindeki elyaf uçları birbirine yapışır. Bu iplikler büküldüğünde serbest elyaf uçlarının %80’ni bu büküm içine sokulmuş olur. Kalan kısımlar yakmak suretiyle yok edilir.
Islak büküm özellikle konfeksiyonda kullanılacak dikiş iplikleri ve kaygan parlak ipliklerin imalinde kullanılır.

D Katlı Büküm

İki veya daha fazla tek kat ipliği bükmek suretiyle birleştirerek katlı bükümlü iplik oluşturulur. Tek katlı iki ipliğin bükülmesi çiftleme ya da iki katlama, iki veya daha fazla katlı ipliğin birlikte bükülmesi de çoklu katlama ya da kablolama olarak isimlendirilir.

E Çift (Bire İki, Two For One) Büküm

Tek katlı veya bükümsüz katlanmış ipliklerin bükülmesi işlemidir. Bükme elemanının (çift büküm ipliği) her dönüşünde ipliğe iki büküm verilmesi şeklinde yapılan bükümdür.
İngilizcesine istinaden two for one büküm veya Türkçesi olan bire iki büküm şeklinde de isimlendirilir.

F Fantezi Büküm

İpliklere büküm yoluyla efektler verilebilir. Birden fazla iplik veya elyaf şeridi değişik şekillerde beslenerek veya değişik yapıdaki iplikler bükülerek fantezi iplikler elde edilir. Fantezi büküm, ipliklerin görünümlerine yönelik olarak yapılır.

İPLİK BÜKÜM MAKİNELERİ

Tek iplik veya birden fazla ipliği biraraya getirerek büküm veren veya katlanmış bükümsüz ipliğe büküm veren makinelerdir.
Büküm; ipliklerin mukavemetlerinin arttırılması (düz büküm) veya değişik karakterler kazandırılması (fantezi büküm) için yapılır. Fantezi bükümde mukavemet ikinci plandadır, önemli olan görünüştür.
Genel olarak, büküm işleminin yapıldığı makinelere büküm makineleri denir. Buradaki işlme katlı büküm işlemidir.
Bükümden sonra iplikler tekrar bobinlenir.
Büküm makineleri:
a) Katlı büküm makineleri,
b) Çift (bire iki, two for one) büküm makineleri,
c) Fantezi büküm makineleri
gibi çeşitlilik gösterir.

A Katlı Büküm Makineleri

Birden fazla ipliğin önce biraraya getirilip, sonra büküm işlemine tabii tutularak katlı bükümlü iplik elde edilmesini ve tekrar bobinlenmesini sağlayan makinedir.
Katlı bükülecek iplik sayısı kadar iplik bobinimakine cağlığında bulunur ve bir adet katlı iplik bobinini besler. Yani, iki katlı iplik elde edilecekse, bir katlı iplik bobini için iki tek iplik bobini bulunur.
Katlı büküm makinelerinde büküm, bilezikli sistemler sayesinde gerçekleştirilir.
Bilezikli büküm makinelerinde elde edilen katlı iplik bobinleri daha sonra bir aktarma işlemiyle istenilen formda bobinlere sarılırlar.
Katlı büküm makineleri prensip olarak katlama makinelrine benzer. Katlı büküm makineleri ile katlama makineleri arasındaki en bariz fark;katlı büküm makinelerinde, katlama makinelrinde olmayan büküm tertibatlarının olması ve ipliğe katlama işlemine ek olarak büküm de verilmesidir.
Katlı büküm makinesinde; cağlığa dizilen tek kat iplik bobinlerinin iplikleri rehberlerden geçer. Kaç kat iplik katlanacaksa o kat kadar iplik rehberden geçirilip kopça ile büküm kopslarına sarılır.
Katlı büküm makinelerinde çeşitli formlarda bobin elde edilebilir ve çapraz veya paralel sarım yapılabilir.
Bilezik katlı büküm makinelerinde, iplik, katlı bükülüp bobinlendikten sonra genellikle bir bobin aktarma işleminden geçirilir. Bilezikli katlı büküm makinelerinde elde edilen bobininsağım özellikleri çok iyi değildir.sağım özelliği daha iyi olan bobinler elde etmek gerekir. Bu şekilde, sonraki, işlemler de daha  rahat ve hızlı bir çalışma söz konusu olur.

B Çift (Bire İki, Two For One) Büküm Makineleri

Çift (bire iki, two for one) büküm makinesi, günümüzde yaygın kullanımı olan bir iplik büküm makinesidir.
Katlı büküm yapılan bir çok iplik işletmesinde herhangi bir tip çift büküm makinesi görmek mümkündür.
Birden fazla tek katlı ipliğin bobinden sağılıp birbiri üstüne bükülerek tekrar bobin halinde sarıldığı makinelerdir.
Çift büküm makineleri, iğin her devrinde ipliğe iki büküm verir.
Çift büküm makinelerinde ayrı bobinlerden gelen iplikler bükülmekle beraber, daha önce bükümsüz katlanmış ipliklerin bükülmesi de modern makinelerde verimliliği ve hızı arttırır.
Bu sebeple ipliklerin çift büküm makinesine verilmeden önce katlama işleminden geçirilmesi ve bükümsüz katlanmış iplik bobinlerinin makineye beslenmesi üretim açısından son derece avantajlıdır.

Çift büküm makinelerinde işlem prensibi

Çift büküm makinelerinde, iğ üzerine geçirilmiş bir çapraz bobin ve bunun üzerinde dönen bir rehber vardır.
Bobinden çıkan iplik rehberden geçer, bobinin ortasındaki boşluktan alttaki tabağa gider. Burada bir diske sarılır ve sonra yukarıdaki bir rehberden daha geçer ve oradan üretim bobinine gider.

Çift büküm makinesinde büküm

Çift büküm sisteminde büküm, ipliğe her dönüşünde iki büküm veren çift büküm iğiyle gerçekleştirilir. Tek kat iplik bobinlerinden gelen iplik üstten içi boş çift büküm iğine girer. Dönen iğ içinden geçerken iplikler büküm alır. İğin içinden geçen iplikler alt kısımda bir diskin içinden çıkarak kutu içinden yukarı doğru sevk edilir.
İplikler bobinden sağıldıktan sonra büküm verilmesi esnasında iğ; disk ve bobin kutusu vasıtasıyla iplik klavuzuna gelir ve bobinlenmek üzere sevkedilir.

Çift büküm makinesinde hareket iletimi

Çift büküm makinelerinde hareket iletimi; bir çok makinede olduğu gibi motordan başlayarak iletişim kayışları, kasnaklar ve hareket iletim zincirleri gibi elemanlarla gerçekleştirilir.
Çift büküm amkinesinde iğler, motordan iletilen güçle ve kayış vasıtasıyla döndürülür.

Çift büküm iği ile bükümlü ipliklerin sarıldığı bobin iği birbiriyle bağlantılıdır.
Herhangi bir şekilde sarımın gerçekleştirildiği bobin dönüşü durduğunda veya bobin değiştirme esnasında makine durur.
Sarım durduğunda  bu durum bağlantı kollarıyla çift büküm iğine hareket veren kayışa iletilir. Kayışla, kayışı döndüren kasnak arasındaki bağlantı kesilir. İğin hareketi bu şekilde durdurulur.
Çift büküm makinesinde katlı ipliğin sarım için beslenmesi

İplik katlı büküldükten sonra, bobinleme amacıyla beslenmesi; ipliğin gerginliğini kontrol eden, sarım yapılan bobinde istenen özelliklere göre uygun beslemeyi gerçekleştiren ve ayarlanabilir sistemler sayesinmde gerçekleştirlir.
Katlı ipliklerin sarıldığı bobinler silindirik veya konik formda olabilir.
Çift büküm makinesinde ayarlanabilir katlı

Örme İpliğinin Temel Özellikleri

İplik  üretimi  tekstil  teknolojisinde  en önemli konulardan  biridir. Hem bir  tekstil  ürünü  hem de  daha sonraki   işlem  kademeleri için  bir  hammadde  sağlayabileceğimiz  bir  ipliğin  sahip olduğu  özellikler, bundan  yapılacak  dokuları  doğrudan  doğruya  etkilemektedir.  Üretim   yapılacak  doku  çeşidine  göre  uygun  ipliğin  seçimi  çok  önemli  bir  konudur.

Örme  ipliğin  kullanılacağı makineye istenen  doku  kalitesinde   uygun olarak  seçilmesi   ayrı   bir  önem  taşımaktadır.

Örme  İpliğinin    Yapısal  Özellikleri:
Örme  ipliğinin, örme  kumaşta  bulunması  gereken  hacimli, dolgun  ve  yumuşak  tutumu   verebilmesi  için  büküm  katsayısı   düşük   olmalı. İplik   yumuşak  ve  dolgun  bir  yapıya  sahip  olmalıdır.  Dokuma  ipliği;  büküm,  numara, düzgünlük  gibi  birçok  özellikler  bakımından  örme  ipliklerinden farklıdır.

Örme  İpliklerinde  Kullanılan  Hammaddeler:
Yün, pamuk, polyester, polipropilen, akrilik, asetat, nylon  ve de  baş  sentetik  maddelerdir.  Karışım iplikler  saf  ipliklerdir. Daha  çok  kullanılır. Tekstil  ipliklerinde  örme  kullanımı  yaygınlaşmıştır.

Örme  ipliklerinde  aranan  en önemli özellik   düzgün  yüzeyli  olmasıdır. Düzgün    yüzeye    sahip    olan    iplik, örme    işlemi    sırasında     iplik kılavuzlarında, sevk  organlarında  örücü  elemanlara  iplik  arasında  çalışma  rahatlığı  sağlar.

İpliğin  ana  makinede  örülüşü  sırasında   kılavuzlarla  sevk  ve  örme  elemanlarıyla    arasındaki  sürtünmeyi  azaltmak, statik  elektriklenmeyi  önlemek için  örme  ipliğinin  yapılanması  ve   parafinleme  gibi  işlemler  uygulanır.

Örme  İpliklerine  Uygulanılan  Hazırlık  İşlemleri:
Örme  ipliklerine  uygulanılan  hazırlık  işlemleri  şunlardır:
– İpliğin  kendi  özellikleri ve  doku  özellikleri  göz  önünde  bulundurularak  katlanması,
– İpliğin  bobinlenmesi,
– Antistatik  yağlarla  yağlanması,
– Buharlama  işlemi.

Tekstil Mühendisliğine Giriş

Türkiye’nin  en büyük imalat sanayi  ve ihracat sektörlerinden biri olan tekstilin, AB ile Gümrük Birliği’nden sonra, kendisinden beklenilen faydaları şimdilik gösterememiştir. Bazı kesimlerde tekstilin geleceği ve ülke ekonomisi üzerindeki olumsuz yansımaları üzerine karamsar görüşler öne sürülmektedir. Türkiye’de üretilen tekstil ürünleri üzerindeki tüm AB kotalarının kaldırılması ile bir talep patlaması yaşanması bekleniyordu; Gümrük Birliğinin sağlanması ile artacak talepleri karsılamak amacıyla geniş ölçekli yatırımlar yapıldı.Fakat bu yatırımlar zamanında baslamamsı nedeniyle bugünkü konumuna geldi. Bu durumun sistemin zamanla oturması ve kalite kontrolün yerleşmesi ile kısa zamanda aşılması beklenmektedir

Bugün, sanayileşme yolunda önemli adımlar atmış gelişmiş ülkelere baktığımızda tekstil sektörünün çekici gücünü görebiliyoruz. Sanayide en çok işçi istihdam eden iş kolu olan tekstil ülke GSMH’sının yüzde 10′unu, ihracatımızın yüzde 40′ını oluştururken, yatırım teşviklerinin yüzde 42′sini almaktadır. Türkiye, tekstildeki ilk büyük yatırım hamlesini 1970′li yılların başında yapmıştır; şimdi o fabrikaların makineleri çeyrek yüzyılı aşmış durumdadır ve yenilenmeleri gerekmektedir. Tekstil makine teknolojisinin görece ucuz olması, kalkınma yolundaki tüm ülkelerin tekstil sanayine yönelmesi, son yıllarda hızla emek-yoğun bir sanayi olan tekstilde rekabet gücünün makine yenilikleri ve hızları ile belirlenmeye başlaması, tekstilcilerimizi sürekli yatırım yapmak zorunda bırakmaktadır. Teşviklerin yüzde 42′sini alan tekstil sektöründe makina ve teknoloji yatırımının bilinçsizce yapıldığı yönünde kaygılar bulunmaktadır. Türkiye’nin bu üretimini içeride ve dışarıda satmasında güçlük çekilebileceği belirtilmektedir. Özellikle anti-damping vergisinin uygulamaya girmesinden sonra pamuk ipliği ihracatının giderek düştüğü ve pazarlarımızı Uzakdoğu ülkelerine kaybettiğimiz görülüyor.

Yıllardan beri ülkemiz tekstil sektörünün sırtında ekonomik bunalımları göğüslemeye çalışmaktadır. Tekstil, 1995 yılındaki 8.3 milyar dolarlık ihracat geliri ile Türkiye’nin öncü sektörlerinden birisi idi (1994′de 4.5 milyar dolar). 2000 yılına kadar bu rakamın 10 milyar dolar düzeyine ulaşması; tekstil ihracatımızın üçte birini alan Avrupa Birliği ülkelerinden talebin, Gümrük Birliği sayesinde, önümüzdeki dönemde artması tahmin ediliyor. GAP bölgesinde artmakta olan pamuk üretimi ile bu bölgenin tekstil sektöründe önemli rol oynaması öngörülüyor.
Tekstil sektörüne büyük kaynaklar aktardığımızdan ve ekonominin genel dengelerini etkilediğinden, bu sektördeki küreselleşme akımlarını yakından incelememiz ve tüketici talebindeki değişimlere uygun süratli kararları yürürlüğe koymamız gerekmektedir2000 yılına doğru giderken tekstilin gerek ihracat, gerek GSMH içindeki payının tedricen düşürülmesi gerekmektedir. Bugün tekstil ve konfeksiyon gelişmiş ülkelerde GSMH’nın yüzde 1-2 düzeyindedir. Sektörde yaşanan yeniden yapılanma sürecinin en önemli bileşenleri, yeni teknolojilerin kullanımı ve yeni fason firma/ana firma ilişki ağı konularında yoğunlaşmaktadır. Hazır giyim sanayinde yeniden yapılanma konusunda önemli atılım yeni yönetim, örgütlenme ve pazarlama teknikleri ile gerçekleştirilmektedir. Dünyada küresel rekabet ürün fiyatından, zaman, esneklik ve stil kıstaslarına doğru kaymaktadır. Türkiye’de yeni ürün hazırlama süresinin, öncü firmalarda dahi uluslararası rakiplerinin üç katını bulduğu belirtilmektedir; ancak, temel pazarın AB olması, pazara coğrafi yakınlık, pazarlama birimlerinin bu ülkelerde kurulması ve taşımacılık sektörünün gelişmesi gibi unsurlar Türk firmalarına belli üstünlükler sağlayabilmektedir. Hazır giyim sanayinin yeni üretim teknikleri ve yeni örgütlenme ve yönetim tekniklerini uygulaması rekabet gücünü kaybetmemesi için bir gereklilik olarak karşımızda durmaktadır.

Uluslararası tekstil ve giyim ticareti, 1 Ocak 1995 tarihinde başlayan 10 yıllık geçiş programı ve DTÖ Tekstil ve Giyim Anlaşması çerçevesinde temel bir dönüşüm geçirmektedir. Anlaşma yürürlüğe girmeden önce, bu sektördeki ticaretin önemli bir kısmı kotalarla kontrol ediliyordu. Anlaşma ile DTÖ üyeleri kotaları kaldırmayı ve sektörü 1 Ocak 2005 tarihine kadar tamamen GATT kurallarına entegre etmeyi kabul ettiler. Birçok gelişme yolundaki ülke, fikri mülkiyet hakları, hizmetler ve yatırımlar gibi yeni ticaret konularını müzakere etmeyi tekstilde kota sisteminin kaldırılması üzerine kabul ettiler. Aralık 1996′da Singapur’daki DTÖ Bakanlar toplantısı, tekstil ve giyim anlaşmasının hükümlerine tamamen uyulacağını teyid etti. Dolayısıyla, tekstil ve giyim sektörlerinde serbest ticarete doğru yol alınmaktadır. Türkiye’nin mevcut haliyle karşılaştırmalı üstünlüğünü koruması pek olası görülmediğinden, 2005 yılından önce bu sektörde temel yeniden yapılanmanın gerçekleştirilmesi, katma değeri yüksek ürün tasarımlarına ve üst gelir düzeyindeki müşteri pazarlarına yöneltilmesi, tekstil firmalarımızın dünya modasını yönlendirebilecek çokuluslu şirketlere dönüştürülmesi gerektiğine inanıyoruz.

1.İşveren, emekçi ve sivil toplum kurumları tarafından yapılması gerekenler;         Tekstil sektöründe üretim yapanlar iyi bilirler ki her zaman yeni mal iyi para eder. Modayı yakalamak, halkın beklentilerine uyan mallar üretmek  tekstil üreticilerine daha fazla kar getirmekte olduğundan. Arge çalışmaları , yeni ürün yakalama , teknolojik tekstil ürünleri üretme çalışmaları, fantezi mallar üretme , butik konfeksiyon  ürünleri üretme işletmelerin karlılığını artıracaktır.
Günümüzde bir ürünü geliştirmeksizin üç ay gibi bir zamandan fazla çalışmak kar getirmiyor. Marka oluşturma , ürün konsepti oluşturma ve hedef pazarlara yönelme ile işletmeler önlerini daha rahat görebileceklerdir. Usta ve kalifiye eleman sıkıntısı, iş verimliliği açısından işletmelerimiz ; işçilik ücretinin avantaj olarak gösterildiği  batı  ülkelerinden daha kötü durumdadır. Daha iyi rekabet etme açısından emek kesiminin iş eğitiminin batı normlarında olması gerekmektedir.

Sendikalar , faaliyet konuları arasına artık  işçi eğitimini de koymalı , sendikalarına üye olan işçilerin işletmelerine daha fazla katkıda bulunmaları , daha verimli olmaları açısından eğitim programları düzenlemelidirler.

“Az olsun benim olsun “ düşüncesi yerine  “Çok olsun bizim olsun”  diyerek , kolektif çalışma şuurunun yerleştirilmesi ile  büyük tekstil firmalarının ortaya çıkarılması gerekmektedir.  Likiditesi az  , işletme maliyetleri yüksek firmalarımız; iş ahlakının arzu edilen  normlarda olmaması , fedakarlık, özveri gibi erdemlerin iş dünyasına yeterince aktarılamaması nedeniyle sermaye ve bilgi birikimlerini  belli noktalarda toplayamamaktadır. Yurt içi ve yurt dışı lobicilik faaliyetleri yapılabilir. Uluslararası ikili anlaşmalar yapılabilir. Tekstil sanayicileri ; büküm, dokuma , boyama , baskı  birimleri hep aynı bünyede olsun diye yatırım yapıyor. Ancak pazarlama birimini aynı bünyede oluşturmak için girişimde bulunmuyor. Markalaşmanın getireceği katma değerin diğer birimlerden fazla olduğu tekstil sanayicilerine anlatılmalıdır.

2.   Tekstil sektörü için devlet tarafından yapılması gerekenler;
Türkiye’nin tekstil ihracatının önemli bir kısmı konfeksiyon ürünlerinden oluşmaktadır. İthalatının önemli bir kısmı da iplik ve kumaştan oluşmaktadır. Buradan görülüyor ki  Türk tekstil sektörü iplik yada kumaş alıyor buna katma değer katıyor ve ihraç ediyor. Bu yüzden tekstil ithalatı radikal bir şekilde engellenirse dünya pazarlarında rekabet edebilme açısından konfeksiyon yatırımları başka ülkelere kayabilir. Türkiye tekstil sektörü açısından hammaddeci olmaktan çıkmıştır. 1 kg lık elyaf iplik haline gelirken bir katma değer vermektedir. Ancak bunun daha fazlasını kumaş  üretiminde çok daha fazlasını da ki 70 kat kadar konfeksiyon üretiminde kazanıyor . Marka olma durumunda katma değer marka imajına göre çok yüksek değerlere çıkmaktadır.

Türkiye’de tekstilde katma değeri yüksek  işlere yönelinmesi gerekmektedir.    Tekstil sanayicisi fiili olarak desteklenmelidir.Tekstil sektöründe yüksek enerji girdisi ve yüksek işçilik maliyetleri ile üretim yapıp ihracat yapan firmalar fiili olarak desteklenmelidir.Tekstil Türkiye’nin  her bölgesine homojen bir şekilde yayılmış olup sektöre yapılacak destek bölgelerarası dengeleri de bozmaz.Tekstil Türkiye’de ihracatta lokomotif sektördür.

Yurtdışı fuar destekleri arttırılmalı ve sektörel fuarların katılım bedelinin %50 kadarı devlet tarafından katılımcı firmalara ödenmelidir.

Devletin bir tekstil politikası olmamalıdır. Devletin sektöre aktüel olarak  müdahalesi sıkıntılar doğurabilir. Gümrük duvarları da  sektörde mevzuat zenginleri meydana getirmeye devam edecektir. Günümüzde yarı mamul tekstil ürünü üreten yada pazarlayan kurumlar çok uluslu olarak çalıştığından konulacak anti damping vergileri aynı ürünü farklı ülkelerden getiren ithalatçılar marifeti ile delinmektedir. Tekstil sektöründe politika oluşturmak amacı ile konulan vergilendirmeler tavsiye üzerine hazırlandığından, iyi yorumlanmadığından sektöre zarar vermektedir. Viskon ve dar terykoton ürünlere %100 anti damping konulması, tafeta ithalatının kısıtlanması bu ürünleri işleyip ihraç edecek firmaların maliyetlerini arttırmaktadır.
Mevzuatta empirme kumaş ithalatının serbest olması baskısız kumaş ithalatının engellenmesi ,sisteme müdahalelerin tavsiyeler ve siyasi baskılar ile olduğunu ortaya koymaktadır.

Teşvikler kontrol altına alınmalıdır. Makine girişleri için verilen yanlış  teşvikler Türkiye’yi makine mezarlığı haline getirmiştir.Yanlış teşviklerle bugün bütün dünyanın büküm ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede büküm makinesi Türkiye’de bulunmaktadır. Dünyada Türk tekstil yatırımcıları hurdacı olarak tanınmaktadır. Makine ithalatı kontrol altında yapılmalı ve her isteyen istediği makineyi yurda getirememelidir. Dahilde İşlem Rejimi ile yurda sokulan yarı mamul tekstil ürünleri yeterli kontrol mekanizması olmadığından iç piyasaya girmekte ve bu mallar haksız rekabete yol açmaktadır. Yarı mamul tekstil ürünü ithal eden firmalar düşük fatura ile bu malları millileştirmektedir. Böylelikle ayrı bir haksız rekabet konusu söz konusudur. Gümrük girişlerindeki disiplinsizlikten kaynaklanan bu sorunlar gümrüklerin sayısının azaltılması ve gümrük kapılarının uzmanlık konularına yönelmesi ile aşılabilir.

Gümrük kapıları disipline edilmelidir. Serbest bölgeler denetim altına alınmalıdır.        Yabancı ülkelerdeki büyükelçiliklerimizden aktif olarak yararlanılmalıdır.Tekstil ürünleri açısından potansiyel müşteri olan ülkelerin envanteri çıkarılmalıdır. Tekstil ürünlerini ithal eden ülkelerdeki büyükelçiliklerimizin tekstil sektörünün önünü açacak ihracat konusunda ülke analizi yapmaları istenmelidir. Tekstil ürünü  ithalatı yapan ülkelere biz ihracat yapamıyorsak büyük elçiliklerce bu konuda araştırmalar  yapılmalı ve Tekstil ithalatı yapan ülkeler ile ikili ticaret antlaşmaları yapılması için çalışmalar başlatılmalıdır. Söz konusu ülkelerde tekstil ihracatını arttırıcı lobicilik faaliyetleri yürütülmelidir.

Tekstil sektörü kayıt dışı çalışmanın fazlaca olduğu bir sektördür. Buna mukabil tekstil sektöründe yapılan ihracatlar genellikle sektörel dış ticaret firmaları aracılığı ile yapılmakta ve %17 KDV nin tamamı devletten iade alınmaya çalışılmaktadır. Hali hazırda söz konusu KDV bedellerinin iade alınmasında karşılaşılan güçlükler tekstil sektörünü olumsuz bir şekilde etkilemekle beraber sektörel olarak incelendiğinde kayıt dışından dolayı devletin tekstilde KDV de açık verdiği görülecektir. Tekstil sektöründe KDV oranlarında indirim yapılırsa sanayiciler vergi iadelerin alımındaki gecikmeler  konusunda bu boyutta etkilenmeyecektir.

Tekstil sektörü katma değeri fazla olan bir sektördür. Tekstilde ortaya çıkan bu katma değerin yüksek  KDV ile vergilendirilmesi kayıt dışına kaymayı hızlandırmış ve devlet ortalama %30 gibi olan gelir vergisini toplayamama durumuna gelmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti globalleşen dünyada evrensel ekonominin bir parçası olabilmesi için serbest piyasa şartlarında yapılanmalıdır. Yabancı sermayenin yatırım maksadı ile yurdumuza gelmesi , yerli yatırımcıların tasarruflarını üretime dönüştürmesi, reel sektörün yurdumuzda canlanması Türkiye’nin  sağlıklı bir finans yapısına sahip olmakla beraber yatırım açısından cazip bir ülke haline gelmesi ile mümkün olabilir. Bu açıdan bizce gerçekleşmesi zor olmayan ancak yıllardır bir türlü gerçekleştirilemeyen yapısal reformların gerçekleşmesi ile Türkiye batı normlarında idare edilen bir ülke konumuna gelmelidir. Türkiye enerji açısından, işçilik  bedeli açısından , vergilendirme açısından  rekabet  edebilir bir ülke konumunda değildir.

Finansal argümanların reel yatırım araçlarından daha cazip olması nedeniyle sermaye üretim yerine finans sektöründe kalmıştır.  Devlet bütçesinin açık vermesi , ayrıca  vergilendirmede üretim yapan reel sektörün esas kaynak olarak görülmesi reel sektörün üzerine taşıyamayacağı boyutta yük getirmiştir. Yeterince yatırım olmaması ve  hantal devlet yapısının yönetim maliyetinin finans sektörü yerine zaten zor durumda olan reel üretim sektöründen alınmaya çalışılması Türkiye’yi yatırım acısından hiç de cazip olamayan ülke konumuna getirmiştir.
Merkeziyetçilikten arınmış, girişimci, pazara dayalı, rekabete dayalı , reformist piyasa yapısı dünyada başarılı olurken, Türkiye’de buyurgan bir ekonomik yönetimin başarılı olması düşünülemez.

Tekstil sanayiinin güçlü yapısını devam ettirebilmesi ve daha da güçlü hale gelebilmesi için, tarımcı, ıslahçı, üretici, çırçırcı, iplikçi, dokumacı, örmeci, boya-terbiye ve konfeksiyoncunun bu bilinç içinde ve birbirinin sorununu bilen bir biçimde işbirliği içerisinde olmalıdır.

Devlet desteğiyle yeni pazar arayışlarına gidilmelidir. Pazar çeşitlendirilmesi amacıyla yeni yöntemler benimsenmeli ve hedef pazarlara yönelik belirli bir program yapılmalıdır. Bu doğrultuda Polonya, Ukrayna, Türkiye ve Afrika Pazar hattının açılması için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır.

Vergi ve gümrük mevzuatında tekstil endüstrisini rahatlatacak düzenlemeler yapılmalıdır. Hammaddenin sanayiciye dünya fiyatlarıyla ulaştırılması sağlanmalı, sanayicinin kullandığı enerji dünya fiyatlarının üstünde olmamalıdır.

Dünya pazarlarında rekabet yapabilmek için sadece ucuz ürün piyasaya sürmek yeterli olmayıp, kaliteli ürünlere yönelmeli ve kalitenin sürekliliği sağlanmalıdır. Tam zamanında üretim ve teslimin esnek üretim, kalite, rekabet koşulları içerisinde, tekstil sektöründe Toplam Kalite Yönetimi kavramının yerleşmesi ve öne çıkartılması zorunludur.

Çevre ekolojisi başta olmak üzere üretim ve insan ekolojisi konularında standartlar çıkarmaya çalışan Almanya gibi ülkelerin ve Avrupa’nın koyduğu kota, anti-damping, yeşil nokta, EKO-TEX, Azo Boyarmadde engellerini nasıl aşacağını sektör, sistematik ve bilimsel yaklaşımlarla çözmek zorundadır. Çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyen ürüne yönelmeli ve gerekli testlerin yapılabildiği kontrol laboratuvarlarının sayısı artırılmalıdır.
Eximbank kredisi limitlerinin artırılması, bunların ihtiyaç sahibi üretici ve ihracatçıya ulaştırılması zorunludur.
Moda-marka yaratılmalıdır. Konfeksiyonda dünya standartlarını yakalayabilmek için verimlilik ve eğitime yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir

İPLİKTE DÜZGÜNSÜZLÜK TAYİNİ

Bildiğimiz gibi düzgünsüzlük, iplik üretiminde iplik kalitesini etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Çünkü, iplikteki düzgünsüzlükleri iplik mukavemetinin düşmesine ince,   kalın noktaların oluşmasına ve bu iplikle oluşan kumaşların boyanmasında abraj hatalarına sebep olmaktadır.  İpliğin düzgün olması veya bir başka değişle ipliğin kaliteli olması ham madde özelliklerine bağlı olduğu gibi ham maddenin iplik oluncaya kadar geçirdiği proseslerdeki gördüğü işlemlerin kalitesine de bağlıdır.

İplik adını verdiğimiz tekstil yapısı, tek tek liflerden meydana gelmektedir. Bu lifler büküm etkisi altında, iplik yapısı altına durabilmekte ve tek tek liflerden bu sayede iplik oluşmaktadır. İpliğin oluşması için ,liflerin iplik yapısı içinde belli bir düzene göre yerleşmesi gerekmektedir.Liflerin bu düzenden sapma göstermeleri halinde, iplik düzgünsüzlüğü meydana gelmektedir. Diğer bir ifadeyle ,iplik düzgünsüzlüğü özelliği , liflerin iplik yapısı içinde ne kadar  düzensiz yerleştiğinin bir  ölçüsü olarak ifade edilir.

Liflerin,iplik yapısı içinde  şekil-1‘de görüldüğü gibi yerleşmeleri idealdir. Bu yerleşimde önemli olan dört nokta:
1-Liflerin hepsi eşit uzunlukta,
2-Liflerin hepsi eşit incelikte,
3-Liflerin hepsi ard arda dizili ,
4-bir liften diğerine geçişte oluşan boşluk diğer lifin gövde kısmı ile kapatılmış durumda, şeklinde sayılabilir. O zaman ideal yerleşim sağlanmaktadır fakat düzgünsüzlük yinede vardır, çünkü liflerin birinin bitmesi diğerinin başlamasının getirdiği düzgünsüzlük yine de mevcuttur. Buna ideal düzgünsüzlük denir ve o lif partisinden eğrilecek  iplikteki, başka hiçbir hata yer almasa dahi , olabilecek en küçük düzgünsüzlüğü ifade eder.

İplik içindeki ideal lif yerleşimini sağlamak için ,  iplik üretiminin her  safhasında kullanılan makinelerde yapılan gelişmelerle lifler mümkün olduğu kadar kontrollü ve hatasız hareket ettirilmektedir. Fakat,ideal yerleşim sağlanamaması sadece üretimin makinelerinden kaynaklanmamaktadır. İdeal yerleşimin bozulmasında önemli diğer bir etken de lifin yapısal şeklidir. Liflerin hepsi aynı boyda ve incelikte değildir. Lif boylarının uzunlu kısalı olması, çaplarının kalınlı inceli olması şekil-1’de gösterilen ideal durumun bir anda bozulmasına sebep olmaktadır. Ayrıca,dört önemli nokta  arasında sayılmasa da lif uçları silindirik şekilde bitmemekte,belli bir sivri uç yapısıyla bitmektedir. Bu durumda,ard arda dizilme gerçekleşmemekte,onun yerine üst üste binme veya belli bir boşluk oluşmaktadır. Üst üste binen veya belli bir boşluk olan kısımlar,her zaman bir lifin diğer bir lifin gövdesi ile kapatılmış durumda olmamakta,bu kısımların yan yana gelme ihtimalleri artmış olmaktadır.

İplik bükümlü olarak incelendiğinde şekil-1 tekrar geçerli olmaktadır. Çünkü iplik ekseninden ipliğin dış yüzeyine kadar olan her lif katmanında,büküm açısı aynı olacak şekilde,aynı düzgün lif yerleşimine rastlamamız gerekir. Fakat, ringde büküm havada gerçekleşir ve büküm esnasında eğirme geometrisindeki tüm kuvvetlere ilave olarak,balonun merkezkaç kuvveti de vardır. Open-end ipliklerinde de rotorun dönmesine bağlı olarak yine merkezkaç kuvveti vardır. Bütün bu kuvvetler iplik üzerinde bileşke bir gerilme kuvveti oluşturur,iplik bu kuvvet altında eğrilir. Bileşke kuvvet,iplik yapısında düzgün yerleştirilmeye çalışılan liflere tek tek etki eder ve her lifte meydana getirdiği yerleştirme şekli farklı olur.  İşte bu farklı yerleşimler sonucunda lifler,istenilen ideal yerleşimden farklı şekilde iplikte konumlanırlar.

İPLİKTE DÜZGÜNSÜZLÜK ÖLÇÜM METODLARI

İplikte düzgünsüzlük kontrolü için farklı metotlar kullanılmaktadır. Bu metotlar gerek hazırlık safhasındaki materyal formunda , gerekse iplik formundaki materyalde , liflerin düzensiz yerleşimlerini rakamsal olarak ifade edebilen metotlardır.

Bunlar :
1-) Subjektif metotlar
2-) Optik düzgünsüzlük ölçme metodu
3-) Ses dalgaları ile düzgünsüzlük ölçme metodu
4-) Mekanik basınç ile düzgünsüzlük ölçme metodu
5-) Kapasitif  düzgünsüzlük ölçme metodu  olarak sıralanır
.

SUBJEKTİF METOTLAR

İplikte düzgünsüzlüğün belirtilmesi amacıyla ipliği zıt renkli (genelde siyah) bir levhaya sararak gözlemlemek ve karıştırma yapmak,ya da iplikten dokuma veya örme yüzey oluşturarak yüzeydeki düzgünlüğü veya düzgünsüzlüğü değerlendirmek şeklinde iki yöntem kullanılır. Bu iki yöntem görsel ve karşılaştırma sonuçlarına dayandığı için “Subjektif Metot”şeklinde isimlendirilir.

a-)Subjektif (zıt renkli levha) Düzgünsüzlük Kontrolü
İplikler,mat siyah bir levha üzerine belirli aralıklarla düzgün ve paralel olarak sarılır. Uygun ışık altında hazırlanmış standart fotoğraflar veya diğer sırlı levhalarla karşılaştırılarak iplik hakkında bilgi edinilir.
İplik üzerinde oluşan hatalar,periyodik ise levha üzerinde periyodik dalgalanmalar ve şekil bozuklukları yapar.

b-)Dokuyarak Veya Örerek Yapılan Düzgünsüzlük Tayini
Bez ayağı örgülü,oldukça seyrek bir kumaş parçası veya gevşekçe örülmüş bir örgü kumaş parçası normal şekilde getirilip uygun ışık altında ipliğe zıt renkli bir plaka üzerine gerdirilir. Sonra iplik düzgünsüzlüğü gözle veya standart fotoğraflar ile muayene edilir. Bu yöntem, zaman aldığı için  çok kullanılmayan bir düzgünsüzlük tayinidir.

OPTİK DÜZGÜNSÜZLÜK ÖLÇME METODU

Günümüzde ise, opto-elektronik algılayıcılar ile iplik üzerine ışık düşürerek ölçüm yapılmaktadır. Optik düzgünsüzlük ölçme metodu, materyal üzerine ışık düşürerek bunların ne kadarının iplik tarafından gölgelenip kalanının karşı taraftan algılandığı esasına dayanır. Farklı miktarlarda algılanan ışık değerlerinin analizi yapılmaktadır. Optik düzgünsüzlük ölçme metodu,iplik çapındaki değişmeleri, yani görüntüdeki incelik-kalınlık değişmelerini ölçmektedir.

Optik düzgünsüzlük ölçme metodu,konik levhaya sarılarak yapılan gözlemin rakama dönüşmüş hali olarak yorumlanabilir. İnce-kalın, nope-neps gibi noktasal hatalar,bu metoda belli bir birim uzunluktaki sayıları ile ifade edilir. Noktasal hataların sınırları,cihaza tanımlanmaktadır. Cihaz,bu değer aralıklarında iplik üzerindeki hata sayımlarını yapar. Optik düzgünsüzlük ölçme metodu,noktasal hataların yanında havlılık,çopel gibi bilgileri de vermektedir.

Optik düzgünsüzlükteki % U veya % CV değeri,nope sayısında etkilenmektedir. Nopeler çok sayıda ise düzgünsüzlük değeri yüksek,nope sayısı az ise düzgünsüzlük değeri düşük olmaktadır. İnce-kalın yerlerin etkisi,fazla olmamaktadır,dolayısıyla düzgünsüzlük değeri çok düşük olan bir iplikte yüksek oranda ince-kalın yere rastlanır.
Havlılık özelliği,optik düzgünsüzlük ölçme metodunda rakamsal olarak ölçülememektedir. Havlılık derecesinin yüksek veya alçak oluşu,optik düzgünsüzlük değerini ve optik düzgünsüzlük spektogramını etkilememektedir. Değerin artması ve spektogramın genliğinin artması,veya bunların tersi bize  iplik havlılığı hakkında bilgi vermektedir. Optik düzgünsüzlükte nope olarak sayılan bazı oluşumların aslında çopel oldukları fark edilmiştir. Çünkü optik sistem,bir çopelde de bir nope kadar gölgeleme yaptığı için çopelleri nopeler şeklinde algılamakta ve saymaktadır.

SES DALGALARI İLE DÜZGÜNSÜZLÜK ÖLÇME METODU
 Ses dalgaları ile düzgünsüzlük ölçüm metodu,bant formundaki tekstil malzemesine uygulanır. Bu sistem cihazları, bant formunda tekstil malzemesi çıkaran makineler üzerine monte edilir. Bu tür yapılan çalışma,  % 100 kontrol tarzındadır. Kullanılan bu yöntem ile ilk işlem safhalarından itibaren lif yerleşiminin düzgünlüğü kontrol altına alınmış olmaktadır. Makineden kaynaklanabilecek hatalar,en kısa sürede yakalanmakta ve böylece kalitenin yükselmesi sağlanmaktadır.
MEKANİK BASINÇ İLE DÜZGÜNSÜZLÜK ÖLÇME METODU
Mekanik basınç ile düzgünsüzlük ölçme metodu,ilk yapılan çalışmalarda ipliğin düz bir zemin ile ona bastırılan bir başka eleman tarafından veya ipliğin silindirler arasından geçirilmesiyle düzgünsüzlüğün ölçülmesi yöntemi uygulanmıştır. Günümüzde mekanik basınç ile düzgünsüzlük ölçme metodu,bant formundaki tekstil malzemesine uygulanmaktadır. Bu sistem artık iplik için özel amaçlı araştırmalarda kullanılmaktadır.

KAPASİTİF YÖNTEM

Kapasitif düzgünsüzlük ölçme metodu en yaygın olarak kullanılan metottur.Kalın bant formundan en ince iplik yapısına kadar bütün tekstil yapılarının düzgünsüzlüğünün ölçülmesi, bu yöntemle mümkün olmaktadır.

Kapasitif ölçüm metodu şekilde görüldüğü gibi , kondansatörler arasında materyalin geçirilmesi ile meydana gelen kapasite değişimlerinin analizinin yapılmasına dayanmaktadır. Kapasite değişimleri kondansatörler arasından geçen materyalin kütlesi ile doğru orantılıdır. En ufak kütle değişimi, derhal kapasite değişimi olarak algılanır. Burada kütle olarak bahsedilen liflerdir , yani sistem bir anlamda liflerde oluşan değişikliği algılamaktadır.

Yukarıdaki şekil üzerinde daha iyi açıklama yapılabilir. Kondansatöre alternatif akım uygulandığı zaman elektrotların arasında bir elektrik akımı oluşur. Bu akım ampermetre (A) ile ölçülür. İletkenliği düşük bir madde bu alana girdiği zaman geçen akımda bir değişiklik olur. Bu akım ampermetreden okunur.oluşan değişimler kayıt edici bir cihazla kağıt üzerine alına bilinir ve istatiksel olarak değerlendirile bilinir.

Bu değişimin miktarı elektrotlar arasından geçen materyal kütlesine ve dielektrik sabitine bağlıdır.Ancak tekstil materyalinin dielektrik  sabitinin etkisi az olduğundan elektrik akımdaki değişiklik materyalin ağırlığı ile orantılıdır.
Kapasitif olarak ölçüm çeşitli firmaların ölçüm aletleri vardır.USTER TESTER olarak bilinen bu cihazlar iplik düzgünsüzlük ölçümünde en yaygın olarak kullanılan cihazlardır.

USTER TEST CİHAZLARI
Liflerin incelik ve uzunluk özellikleri açısından geniş sınırlar içerisinde değişim göstermesi ve liflerin iplik uzunluğu boyunca tesadüfi yerleşimlerinden kaynaklanan düzgünsüz dağılışlar nedeniyle ipliğin numara,mukavemet,büküm vb…özelliklerinde iplik boyunca değişimler ortaya çıkar. Tekstil malzemesinde ortaya çıkan bu tip değişimler,bazen belli bir zaman periyodu ile tekrarlama eğilimi gösterirler ki,bu tip değişimlere “periyodik düzgünsüzlükler” veya “periyodik hatalar”adı verilir.

İplik üretimi sırasında ortaya çıkan periyodik hatalar çok eski yıllardan beri bilinmektedir. Günümüzde bu hataların mümkün olduğu kadar erken aşamalarda tanınması ve giderilmesi amacıyla pek çok kontrol cihazları yapılmıştır. Bu cihazlardan en yaygın olarak kullanılanlardan biri “Uster  Düzgünsüzlük Ölçme Aleti”dir. Uster düzgünsüzlük ölçme aletinden elde edilen spektogramın analizi; bant,fitil ve ipliklerde periyodik değişimlere neden olan hataların incelenip kaynağının belirlenmesinde çok kullanışlı bir yöntemdir.

Uster düzgünsüzlük ölçme cihazı,kapasitif olarak düzgünsüzlük ölçen bir kondansatördür..

Uster düzgünsüzlük ölçüm cihazı şöyle şematize edilebilir

Uster düzgünsüzlük ölçüm cihazının ölçüm prensibi şöyledir; birbirinden belli mesafede bulunan iki paralel plakadan oluşan kondansatörler arasından geçirilen tekstil materyalinin uzunluğu boyunca kütlesel değişim olursa kondansatörün sığası değişir. Sığadaki bu değişim başlangıçta frekansları eşit olan A ve B ossiloskopları arasında frekans değişikliğine yol açar. Meydana gelen sinyal değişikliği amfilikatörde kuvvetlendirilerek elektronik devrelere iletilir. Düzgünsüzlüğe ait bilgiler,indikatörde kalın yer,ince yer ve neps hataları olarak ayırt  edilir. Entegratörde sinyaldeki sapmalar,CV ya da U olarak belirlenir. Cihazın spektograf ünitesi ise aynı uzunlukta tekrar eden büyüklükleri ve dalga boyları aynı olan periyodik hatalar sınıflandırılır. Yazıcı ise elde edilen tüm değerleri çıktı olarak verir.

İpliğin kalitesini belirleyen ipliğin birim uzunluktaki ağırlığı ,büküm mukavemeti,iplik çapı ,neps gibi özelliklerdeki değişiklikler kaçınılmazdır.bu sebepten dolayı bu özelliklerden hangisinin iplik düzgünsüzlüğünün ölçümünde daha etken bir faktör olduğuna karar verilmesi zor olacaktır.birbiri ile ilgili bu özellikler özel hallerde birbirinden bağımsız olarak ele alına bilinir.  Düzgünsüzlük tespitinde birim uzunluktaki ağılık değişiminin incelenmesi yeterli bir yaklaşım olmakta ve yalnızca ipliğin değil ,fitil, şerit ve vatkalarında incelenmesi proseslerin optimize edilmesini mümkün kılmaktadır.
Uster düzgünsüzlük cihazında ;iplik, fitil veya şeritlerin düzgünsüzlük tayini yapılarak şu bilgilere ulaşılır.
a-) Düzgünsüzlük  (%U ve %CV )
b-) İnce yer
c-) Kalın yer
d-) Neps adedi
e-) Spektogramlar ve Diyagramlar

DÜZGÜNSÜZLÜK (%U ve %C )
Tekstil materyalinin kütle ve birim uzunluktaki ağırlık değişiminin doğru bir şekil de gözlenmesi için diyagramlar kullanılır.Dolayısıyla diyagram , düzgünsüzlükte önemli sapmaların meyillerin ve karakteristiklerin tanınmasında vazgeçilmez bir yardımcıdır.

Ancak kalitenin tam analizi için diyagramlar yeterli değildir. Aynı zamanda kütle değişimlerini temsil edecek bir nümerik değere ihtiyaç vardır.bu amaçla istatiksel iki ifade kullanılmaktadır.
– Ortalama sapma yüzdesi ( %U )
– Değişim (varyasyon) katsayısı ( %CV )
Ortalama sapma yüzdesi % U şöyle ifade edile bilir:

Xi: müstakil değer   M: kütle
Xort  :aritmetik ortalama   T: deney süresi
A: tek değer ile ortalama arasındaki alan

Düzgünsüzlük % olarak da ifade edile bilinir

Değişim  (varyasyon) katsayısı şöyle ifade edile bilir:

homojen bir elyaf kompozisyonu olduğu taktirde kütle değişimi normal dağılım olarak kabul edile bilir. Kütle değişiminin büyüklüğünün ölçümü olan standart sapma ,normal değişim eğrisindeki ortalama değerden sapma olarak tarif edilir. Standart sapma ile ortalama arasındaki bağıntı şöyledir:

Değişim kat sayısı %CV olarak ifade edilir:

İNCE ve KALIN YERLER
İnce yer iplik kesitindeki kütle ortalama değerinden %50 daha ince olan , yaklaşık lif boyunda olan yerlerdir. Kalın yerler ise kütle ortalama değerinden  % 50 daha kalın olan yerlerdir.

İplikteki ince ve kalın yerler dokunmuş ve triko kumaşların görünümünü büyük ölçüde etkiler. Ayrıca ince ve kalın yerlerin sayılarındaki artış hammadde veya proses metotlarının kötüye gittiğinin bir göstergesidir. Bunun yanında iplikteki ince yerlerin sayısının artışından dokuma ve triko makinelerinde aynı derecede aynı derecede kopuş artışına yol açacaağı söylenemez. Genellikle ince yerlerde büküm daha fazladır.

İplik gerilimi , elyaf sayısındaki azalma ile doğru orantılı olarak küçülmez.

Kalın yerlerdeki durum bunun tam tersidir. Kesitteki elyaf sayısının artışı bükülmeye mukavimliği arttırır. Bunun için kalın yerlerdeki iplik bükümü genellikle ortalamadan azdır.kalın yerin olduğu bölgedeki gerilimin çok az durumda kesitteki elyaf sayısı ile orantılıdır. Bu husus öncelikle ring iplikçiliği için geçerlidir.

+ %35 ve – % 35 minimum hassasiyeti geçtiğinde kaydedilen ince ve kalın yerler yaklaşık ortalama elyaf uzunluğu kadardır.

Orta uzunluktaki veya uzun ince kalın yerler ortalama değer değişimleri olarak değerlendirilmelidir. Bunlar alet tarafından sayılmazlar.

NEPS
Neps; iplik kesitindeki kütle ortalama değerinin % 200 ‘ü olan 4 mm ‘den daha kısa uzunluktaki hatalı yerlerdir.
Nepsler, dokunmuş veya triko kumaşın görünümünü oldukça etkiler.  Bundan başka belirli büyüklükteki neps, özellikle sanayiinin triko sektöründe işlenme zorluğu çıkarırlar. Sonuçta eğrilmiş ipliklerde nepslerden arınmak tekstil teknolojisinin ana sorunlarındandır.

Nepsler ana olarak iki kategoriye ayrılır:
– Hammadde nepsi
– İşlem nepsi

Hammadde nepsinin ana nedeni; elyaf üzerinde bulunan nebati maddeler ve olgunlaşmamış elyaftır.
İşlem nepsi ise; çırçırlama ve taraklardan meydana gelir. Meydana gelişini tarak garnitürlerinin tipi, şapka ayarları, işçiler ve kullanılan üretim hızları büyük ölçüde etkiler.

DİYAGRAMLAR ve SPEKTOGRAMLAR
Diyagram; tekstil materyalinin kütle değişimlerini, belirli bir skala üzerinde, zamana karşı akışını gösteren grafiklerdir.

Birim uzunluktaki ağırlıkların ortalamadan sapmaları her zaman gelişi güzel bir dağılım göstermez. Materyaldeki ince kalın yer hataları birbirini takip edecek periyotlar şeklinde de oluşabilir. Böyle hatalara “Periyodik Hatalar” denilmektedir.

Spektrogram; materyal kütle değişiminin hata tekrarlama frekansına karşı gösterildiği grafiklerdir.
Genellikle periyodik hataları uster düzgünsüzlük aletinde, düzgünsüzlük diyagramlarından tanımak ve analiz etmek olası değildir. Periyodik hatanın tipini ve kaynağını belirlemek amacı ile spektrogramlardan yararlanılır. Diyagramın kütle değişimlerini zamana bağlı olarak göstermektedir. Dolayısı ile materyalde “f” frekanslı bir hata ortaya çıktığında “f” frekansının olduğu noktada spektrogram yüksekliği artacaktır.

Düzgünsüzlük analizinde frekans kullanılması pek pratik değildir. Bu nedenle spektrogram analizinde frekans yerine dalga boyu () kullanılması uygundur.
Frekans ile dalga boyu arasındaki ilişki şöyledir:

Periyodik hataların tespitine diyagramların yanı sıra spektrogramların kullanılması önemli avantajlar sağlar. Diyagramda çeşitli tipteki periyodik hatalar gözlenebilir. Fakat bunların spektogram olmadan kanıtlanması çok güçtür. Ayrıca aynı materyalde oluşan birden fazla periyodik hatanın diyagramda analizi çok güçtür. Oysa spektrogramda farklı dalga boylarına sahip bu hataların analizi ve görüntüsü çok açık olacaktır.

USTER DİYAGRAMLARININ İNCELENMESİ
Uster analizlerinde kullanılan diyagramlardan şu bilgilere ulaşıla bilinir.
– Nadiren oluşan hatalar
– Uzun dalga boyu değişimleri
– 40 metreden daha büyük dalga boylu periyodik hatalar
– Çok kalın ve ince yerler
– Ortalama değerdeki yavaş değişimler
– Ortalama değerdeki kademeli değişimler
– Periyodik hatalarda hatanın devamlı oluşup oluşmadığı veya parti içinde nadiren oluşup oluşmadığının tespiti

DİYAGRAMLARININ İŞARETLENMESİ
Diyagram lineer bir skalada sapmaların büyüklüğünü gösterecek şekilde düzenlenmiştir. Bu skala çeşitli materyaller için belli ölçüm sınırları içinde geçerlidir.
Şerit için: %12,5 veya % 25
Fitil için: % 25 veya % 50
İplik için: % 100

Çalışılan ölçüm sınırları diyagramda mutlaka gösterilmelidir. Test sırasında seçilen materyal ve kağıt hızı da yine lineer skala üzerine işaretlenir.

PERİYODİK HATALAR
Test edilen bir materyalde periyodik hatalar mevcut olduğu zaman, elyaf uzunluğunu birim uzunluk olarak kullanmak sureti ile değişimleri dalga boyuna göre sınıflamak mümkündür.

 a-) Kısa Term Düzgünsüzlüğü:
Dokunmuş veya triko kumaşların eninde birkaç defa tekrarlanan 1 cm ile 50 cm arasında dalga boyuna sahip periyodik hatalar, birbirini takip eden ince ve kalın yerlerin etkisidir. Bu durum çoğu kez “Moire” denilen etkiyi oluşturur. Bu etki kumaşa 50 cm ile 1 m mesafeden bakıldığı zaman çıplak gözle dahi görülür.

b-) Orta Term Düzgünsüzlüğü:

50 cm ile 5m arası periyodik kütle değişimleri her zaman için teşhis edilemez. Bu tür hata özellikle, şayet tek veya çift dokuma eni yada triko kumaşın çevre uzunluğu, periyodik hatanın dalga boyunun entegrali ise önemlidir.  Bu durumda dokunmuş kumaşta çizgiler triko da ise halkalar oluşur.
Belirli bir dalga boyundaki periyodik hatanın dokuma eni veya triko kumaşın  çevresi ile çakışma olasılığı oldukça azdır.

 c-) Uzun Term Düzgünsüzlüğü :
Dalga boyu 5 m ‘den fazla olan periyodik kütle değişimi dokunmuş veya triko kumaşlarda oldukça belirgin çapraz bantlar oluşturur. Çünkü hatanın dalga boyu kumaş eni veya çevresinden daha uzundur. Dalga boyu büyüdükçe çapraz bantların eni de artar.
Bu tür hatalar kumaşa, özellikle, 1 m uzaklıktan bakıldığında kolaylıkla görülürler.

PERİYODİK HATALARIN SINIFLANDIRILMASI
Spektrogramlarda, tekstil materyalinde oluşacak hatalar iki çeşittir.
1-) Çekim Hataları (çekim sisteminde yüzen elyaf  kontrolü)
2-) Periyodik Hatalar (mekanik hatalar ) bozuk dişli ve eksantrik silindirlerin hataları

-Çekim Hatalarının Oluşumu :
Baskılı silindirlerle çalışıldığında, şayet ekartman aralığı en uzun elyaftan kısa ise , elyafların büyük kısmı hem ön hem de arka silindirlerce yakalanmış olacak ve materyalin düzgün çekimi sağlanmayacaktır. Şayet ekartman ayarı çok yakın ise, çekim bölgesinde küçük demetler halinde hiç çekilmemiş elyaf çıkacaktır.  Ayrıca lif kopukları oluşacaktır.

Pamuk elyafının uzunluğu çok değişkendir. Ekartman çok geniş olduğu zaman, boyu bu mesafeden az olan pek çok elyaf olacaktır. Bu da yüzen elyaf oluşturacaktır.

Ucu arka silindirlerce serbest bırakılmış kısa elyaflar, arka silindir hızında hareket edecek ve etrafında uçları arka silindire tutulu elyaflar olacaktır. Yüzen  ve arka silindire tutunan elyaflar arasındaki sürtünme nedeni ile yüzen elyaf  arka silindirden aldığı hızı korursa çekim hatasız olur. Ancak ön silindire tutunan elyafların hızına kapılırsa gereğinden önce ön silindire gelecektir. Bunun sonucu ön silindirin kavraması gerekenden fazla elyaf kavranacaktır. Böylece ön silindir “kalın yer hatası” verecektir.

Artık ön silindirde yüzen elyafı çekecek daha çok elyaf olacaktır. Bu esnada çekim bölgesinde yüzen elyaf sayısı azalacaktır. Arkada oluşan ince bölge ön silindire geldiğinde arka silindir hızına kapılan elyaf sayısı artacak ve “ince yer hatası “ oluşacaktır.

Çekim dalgalarınca bir çekim bölgesinde oluşan düzgünsüzlük miktarı; çekim , materyal numarası, dublaj, silindir ayarları, elyaf paralelliği ve elyaf  karakteristiğine bağlıdır.

-Mekanik Hataların Oluşumu:
Normal çekimde silindirlerin dönmesi esnasında alt ve üst silindirlerin temas noktaları sabittir. Ancak üst  silindirlerinin aşınmasından, silindir garnitürlerinin aynı kalınlıkta olmamasından, baskı ağırlığının değişmesinden, alt silindirin eksantrik olmasından silindir temas noktaları değişebilir.

Eksantrik alt silindirde dönme merkezi ile temas noktası, belli periyotlarda maksimum minimum uçlarda değişeceği için hatalı ince kalın yerler oluşturur. Oluşan düzgünsüzlük dalga boyu ise silindir çevresine eşit olacaktır.
Hata arka  veya orta silindirde ise düzgünsüzlük dalga boyu; eksantrik silindirin çevresi ile önündeki silindir arasındaki çekimin çarpımına eşit olacaktır.

Yatakların hatası veya şaftının eğik olması sonucu eksantrik olan dişlilerde çekilen materyal; eksantrik silindir hatası yapar. Bunun dalga boyu ise dişlinin bir dönüşü ile silindirinden çıkan materyalin uzunluğuna eşittir.

OLUŞAN PERİYODİK HATANIN KAYNAĞININ BULUNMASI

-Mekanik Hatların Kaynağının Bulunması:
Oluşan hata silindir veya dişlilerden kaynaklanıyorsa, hatanın dalga boyu şöyle tespit edilir:
ß0 =ß1*d*V
ß: Hatanın Dalga Boyu
d : Silindir veya Dişli Çapı
V : Çekim

Optik düzgünsüzlük ölçme metodu,ilk yapılan çalışmalarda,ışık kaynağı ve fotosel kullanılarak, fotoelektrik düzenek kurularak ipliğin aradan geçirilmesi şeklindedir.

ELYAF AÇMA MAKİNELERİ

 

Yün elyafı iplikhaneye balyalanmış halde geldikten sonra açılması çeşitli makineler yardımıyla gerçekleştirilir.Makineler,yün elyafının özelliklerine göre en ideal dereceye kadar elyafı açarlar.Yün iplikçiliğinde elyaf açma makineleri şunlardır:

A)Yün Açma Ve Temizleme Makinesi,
-silindirli açıcı,
-dövücü açıcı,
-yün didici,
-kancalı açıcı,
-toz makinesi,

B)Paçavra(Yoluk)Açma Makinesi,
-şifanoz,
-garnet,

Yün Açma ve Temizleme Makinesi
Yün açma ve temizleme makineleri ham elyafın (yapağı)yıkamadan önce ya da diğer hayvansal elyafların bir çoğunun taraklamaya ön hazırlık işlemi olarak açma,temizleme ve harmanlama işlemleri için kullanılan bıçaklı veya çivili makinelerdir.makineye besleme işlemi elle veya otomatik besleyicilerle yapılabilmektedir.
Yün açma ve temizleme makineleri genel olarak üzeri çivilerle kaplı tamburlardan meydana gelir.Tamburlarının üstünde taraklama makinesindekine benzeyen iki,üç veya dört takım açıcı ve sıyırıcı bulunabilir.bunlar yaklaşık 20 cm çapındadır ve yaklaşık 50 devir/dakika ile dönerler.tambur,açıcı ve çalışıcı silindirlerin yüzeylerinde teller ve çiviler yeralmaktadır.Çalışıcının çivileri davulun çivilerinin arasına girerler ancak o şekilde yerleştirilmişlerdir ki onlara hiçbir zaman temas etmezler.
Makinelerde besleme silindirleri de vardır,bunların normal olarak bir çifti oluklu besleme silindiri ve bir çiftide dişli besleme silindiridir.Ayrıca dişli arka rayıda bulunabilir.toz ve yabancı maddeler çalışma sırasında silindirin altındaki bir ızgaradan geçen hava akımı ile temizlenirler.
Hammaddeyi arka penyörden alıp fabrikada önceden  belirlenmiş olan yere taşıyabilmesi için,makinenin sonuna bir havalı emici yerleştirilmiştir.
Yün açma ve temizleme makineleri,materyal ve istenilen özelliklere bağlı olarak tambur sayılarına,tamburların bıçaklı ya da çivili oluşlarına,çalışıcı silindir olup olmamasına göre çeşitlilik gösterirler.Aşağıda yün açma ve temizleme makinelerine örnekler verilmiştir:
-silindirli açıcı(tek ve çift silindirli),
-dövücülü açıcı makinesi,
-yün açıcı,
-kancalı açıcı,
-toz makinesi.

elyaf

Şekil 1: Açma ve temizleme makinelerinde elyafın düzenli beslemesini sağlayan otomatik besleyicilerin  çalışma elemanları:
a) Elyaf besleme hasırı
b) Elyafın açılmasına , karıştırılmasına  ve temizlenmesine  yardımcı olan çivili hasır,
c) Fazla elyaf gidişini önleyen sarkaç sıyırıcı
d) Makineden elyafın düzenli çıkışını sağlayan  silindir.

Silindirli Açıcı
Yün elyafının açılmasında kullanılan açıcı olarak iki silindirden meydana gelmiş makinelerdir.
Genellikle otomatik bir besleyicisi bulunur ve yıkama işleminden önce yağlı merinos ve uzun elyaflı yünlerde kullanılır.Görevi;yağlı ve kirli yünü açmak ve yün yıkama makinesine verilmeden önce ondaki toz ve yabancı maddeleri ayıklamaktır.Bu suretle yün,yıkama makinesinin ilk teknesine açık ve hacimli bir biçimde girecek ve kolayca yıkanacaktır.Silindirli yün açma makinelerinin tek ve çift silindirli olmak üzere iki konstrüksiyonu mevcuttur.
İki silindirli açıcı bazen yünün taraklama makinelerine verilmeden önce bir ön açma ve temizlemeden geçmesi için yün kurutma makinesinden sonra kullanılır.O zaman taraklama daha kolay olur ve tarak garnitürünün ömrü uzamış olur.
Silindirli açma makineleri uzun ştapelli ve kısa ştapelli yünler için farklılık taşır.Uzun ştapellide silindirlerin biri büyük,diğeri küçük çaplıdır.kısa ştapellide ise silindirlerin ikisi de aynı çaptadır.Bu durum elyafın kırılmaması için önemlidir.

Dövücülü Açıcı
Kısa,ince,tozlu ve kumlu yünlerin açılmasında kullanılan makinedir.Bu makinede çivili silindirler yerine dört bıçaklı dövücüler kullanıldığından çift veya tek silindirli açıcıdan daha hafif etkilidir.Diğer yönleri çivili silindirli yün açıcıya benzer.

elyaf1

Şekil 2: Uzun şlapelli yün elyafları için açma makinesinin şematik görünüşü

a) elyaf besleme hasırı
b) Besleme silindirleri
c) Açıcı silindirler
d) Izgaralar

Yün Didici
Yünün temizlenmesi için kullanılan bir makine çeşididir.Genel olarak,çapı 1 m,üzeri 7 cm uzunluğunda çivilerle kaplı ve kullanılan harmanın tipine bağlı olarak dakikada 350-450 devirle dönen tek bir tamburu vardır.tamburun üstünde 3-4 çalıştırıcı ve alıcısı vardır.Bunlar yaklaşık 20 cm çapındadır ve yaklaşık 50 devir/dakika ile dönerler.
Makinede iki tane besleme silindiri vardır.bunların bir çifti oluklu besleme silindiri diğer çifti dişli besleme silindiridir.toz ve yabancı maddeler çalışma sırasında silindirin altındaki bir ızgaradan geçen hava akımı ile temizlenirler.
Makinenin hareketi işlem devresi önceden seçilen ekzantriklerle saptanır.Makine düşük hızda çalışır.

 Kancalı Açıcı
Yün elyafını açmak ve karıştırmak için kullanılan bir tür açma makinesidir.Yaklaşık 90 cm çapında dakikada 200 devirle dönen bir veya iki tamburu vardır.Tamburların üstünde taraklama makinesindekine benzeyen iki,üç veya dört takım açıcı ve sıyırıcı vardır.Eğer bunlar horoz mahmuzu gibi dişlerle kaplı ve dişlilerle tahrik ediliyorsa,açıcılar sıyırıcıların önünde bulunur.
Hammaddeyi arka penyörden alıp fabrikada önceden belirlenmiş olan yere taşıyabilmesi için,makinenin sonuna bir havalı emici yerleştirilmiştir.Pislikler altta bulunan bir ızgaradan dışarı atılır.Çoğu kez,yüne etkili bir yağlama yapıp ondan sonra harmanlama işleminin yapılabilmesi için makinenin çıkışına bir yağlama düzeni ilave edilir.

elyaf2

Şekil 3: Kısa ştapelli yün elyafları için açma makinesinin şematik görünüşü.

a) Elyaf besleme hasırı
b) Besleme silindirleri
c) Açıcı silindirler
d) Izgaralar

Toz Makinesi
Yünün iyi bir şekilde işlenebilmesi için iyi bir şekilde temizlenmesi gerekir.Toz makinesi yün elyafını açmak,tozunu gidermek ve aynı zamanda da bir ön harmanlama yapmak amacıyla kullanılan  makinedir.Bu makinede çalışıcı ve sıyırıcı yoktur.Sadece 7 cm dişleri ve dakikada 500 devri olan  1 veya iki tamburu vardır.Hammaddenin beslenmesi,makineden geçişi ve alış şekline göre iki tipi mevcuttur.
a-)Hammadde iki takım besleme silindiri ile beslenir,makineden geçer ve hemen makineden dışarı atılır.
b-)Hammadde kapaklarda beslenir ve makine onu her iki tamburda birkaç saniye tutar,ondan sonra dışarı atar.

PAÇAVRA (YOLUK)AÇMA MAKİNELERİ
İplikhane atıkları veya mamül haldeki artıkların yeniden işlenmesi için elyaf haline getirilmesi gerekir.Bu da çeşitli parçalama ve açma makineleriyle olur.Mamül ve paçavra küçük parçalar haline getirildikten sonra şifanoz ve garnetten geçirilir,elyaf formuna getirilir ve diğer elyaflarla karıştırılarak işleme dahil edilir.bu tür elyaflar ştrayhgarnda kullanılır.

Şifanoz
İşlenmiş ve kullanılmış mamüllerin,konfeksiyon artıklarının,iplik artıklarının ve sert döküntülerin tekrar işlenebilmesi için açma makinelerinden geçirilmesi gerekir.Paçavralar önce küçük parçalara ayrıldıktan sonra elyaf haline getirildiği açıcı makinelerdir.
Şifanozdan çıkan parçalar ikinci bir açıcıdan geçirilerek tek elyaf haline getirilir.

 Garnet
Paçavralar elyaf formuna getirildikten sonra tam olarak işlenmeye hazır olmazlar.Daha ince bir şekilde açılmaları ve tam olarak işlenmeye hazır hale gelmeleri gerekir.Bu yüzden şifanozdan çıkan parçalar ikinci bir açıcıdan geçirilir.buna da garnet denir.Garnet makinesi testere dişli biçiminde metalik dişlerle kaplı davul ve silindirleri bulunan az veya çok bükülü döküntüleri açmak için kullanılan bir tarak tipidir.

ipilik üretimi

            GİRİŞ

İplik teknolojisinde üretimin esası ilk olarak düzenli şekilde yapılan planlama ile başlar. Hammadde halinden en son haline gelene kadar yüksek, kalite, kar ve az emek için planlamanın etkisi büyüktür.

El emeğinden kurtulamamış iplik sektörü, son derece gelişmiş olan makinelar yardımıyla daha da kolaylaşmıştır. Şöyle bir eskilere dönüp baktığımızda ninelerimizin elinden geçen yün eğirme tahtaları teknolojisinin ilerlemesiyle bugünkü haline gelmiştir.

            ÖNSÖZ

Günümüzde teknolojinin gelişmiş olduğu şu günlerde üretimde artık eskisi gibi zaman kaybı olmamakta ve son derece gelişmiş makineler sayesinde bu günkü iplik üretimiyle karşı karşıya gelmekteyiz.

İplik üretiminde kullanılan makinelerin hızla gelişmiş olup bu güne gelmesiyle üretimin kalitesi ve kullanım alanında da büyük başarılar gösterilmektedir. Pamuğun toplanıp iplik haline gelmesine kadar geçen süre zarfında hem ekonomik hemde emek yönünden büyük yarar sağlamıştır.

Bu gelişen teknoloji sayesinde de battaniye iplik üretimi son derece gelişme gösterecektir.

            İPLİKHANE

İplikhane de Genel işlem Akışı

Harman hallaç® toprak ® birinci pasaj cer ® ikinci pasaj cer ® fitil ® vater ® bobin

Harman hallaç ® toprak ® cer ® open end

BÖLÜM

            1. PAMUK AMBARI

Giriş kapısında tartım elemanları tarafından tartılan kamyonlar ambara girer. Balyalar geçici stok alanına indirilir. Numune alımını kolaylaştırmak için 3 veya 4 istifler şeklinde yerleştirilir.

Özellikle kış aylarında indirilen balyaların rutubet değeri ölçülür. Ekrandaki rutubet değerinin ortalaması alınır. Her bir balyaya ikişer adet etiket yapıştırılır ve balyalar maket bıçağı ile kesilerek % 20 sinden örnek alınır. Alınan örnekler pamuk laboratuarına getirilir.

            1.1. KONDİSYONLAMA VE ÖNEMİ

HVI  ile yapılan testler arasında oluşan varyasyona 5 temel durum sebep olmaktadır.

1-      Pamuğun kendi yapısından kaynaklanan doğal varyasyon

2-      Kalibrasyon pamuklarından kaynaklanan varyasyon

3-      Operatör hataları

4-      Pamukların kondisyonlama yüzeyindeki farklılık

5-      Test aletleri arasındaki farklılık

Bu durumlar arasında varyasyonu en fazla arttıran sebep teste tabi tutulan pamukların kondisyonlama seviyelerin farklılığıdır. Bu sebeple kondisyonlama, test sonuçlarının güvenilir ve birbirleriyle kıyaslanabilir. Olabilmesi açısından çok önemlidir.

Cihazın bulundurulacağı ortamı çevreleyen duvarların dış ortamdan ısı ve nem alışverişini engelleyecek şekilde izole edilmesi gerekmektedir.

            1.2. KONDİSYONLAMA TEKNİKLERİ

1. Alınan numuneleri test yapılacak ortamda sabit klima koşullarında açık ve gevşek bir vaziyette rutubet alışverişi bitinceye kadar bekletmek.

Bu süre 24 saat ile 48 saat arasında değişebilir.

2. Hızlı kondisyonlama cihazı (rapidcon) yardımıyla numuneleri 15 dk içinde 72 saat süre ile klimatize edilmiş ortamda bekletilmeiş numuneleri kondisyonlama seviyesine çıkarmak.

Kondisyonlama sürecinin hızlılığı ile bu alet depolama yeri ihtiyacını azaltmak. Sistemin işleyişini hızlandırmakta ve kondisyonlama işlemini garanti altına almaktadır. Aynı anda 72 adet numune kondisyonlanabilmektedir.

Her bir pamuk balyasından alına, üzerinde hangi pamuk balyasına ait olduğunu belirten barkod numarası olan numuneler, barkod numaraları sisteme okutularak teste alınır. Aynı balyadan alınan iki ayrı numune arka arkaya teste alınır ve söz konusu balyaların fiziksel özellikleri bu iki ölçümün ortalaması olarak sisteme kaydedilir.

İplik özellikleriyle pamuk lifinin özellikleri arasında  doğrusal bir ilişki sözkonusudur. Özellikle iplik mukavemetinin belirlenmesinde bu ilişki çok daha belirgindir. İplik özellikleriyle lif özellikleri arasındaki ilişki doğru şekilde tanımlanabildiği sürece talep edilen iplik özelliklerine uygun pamuk kullanımı ile ipliğin kalitesinde stabilite sağlanacağı, en önemlisi mukavemet % CV sinin değerinin düşük düzeylerde kontrol altına alınması mümkün olacaktır. İleri aşamalarda beslenen harman özellikleriyle işletmenin  ürettiği iplik özellikleri arasındaki ilişkiyi incelemek üzere yapılacak korelasyon çalışmaları sayesinde proseste iyileştirmeler yapmak mümkün olacaktır.

En son aşamada beklenen ise; pamuk temininde belirlenmiş standartlarının üretici ye bildirilerek bu standartlara sahip pamukların depoya girmesinin temin edilmesidir. Bu aşamadaki en önemli çalışma korelasyon çalışmasını tamamlayarak optimum pamuk standartlarının doğru şekilde belirlenmesidir.

            1.3. Harman Reçetesinin Hazırlanması

Reçete hazırlanırken üretilecek ipliğin özellikleri dikkate alınır. Bu nedenle harmanda kullanılacak balyaların aynı lif özelliklerini gösteren pamuklardan olmasına dikkat edilir.

Ne üretmek istendiği, ürünün nerede kullanılacağı, üretimin nasıl yapılacağı soruları sorularak hangi sınıfa ait pamukların nasıl yönlendirileceği belirlenir. Sorular cevaplandıktan sonra karışım planına uygun olarak balya beslenmesi yapılır. Pamuk ambarından çıkan her balya okutularak stoktan düşmesi sağlanır.

Harmana pamuk beslemesi esnasında harmanla,ma efektini mümkün olduğunca en üst seviyeye çıkaracak tedbirlerin alınması gerek. Bu amaçla ;

  • Dizim esnasında karışıma uygun yerleşim yapılmalı
  • Taraklardan çıkan ürünler belli bir sistem dahilinde cerlere beslenerek dublajlama ile sağlanan harmanın etkinliği arttırılmalıdır.
  • Yukarıdaki sistemin benzeri ileri pasaj cerler içinde kullanılmaktadır.
  • İplik prosesinin her aşamasında ilk giren ilk çıkar gibi uygulamalıdır.

II. BÖLÜM

            2. HARMAN HALLAÇ GRUBU

İşletme şartlarına uyum sağlanması için balyalar prosesten 24 saat önce ambardan harman dairesine alınır ve çemberler açılır. Unifleks makinelerinde esas temizleme yapılır. Bu makinelerin ızgara pozisyon ayarları önemlidir.

Orta Anadolu’da A-B-C-D olmak üzere 4 tane harman hattı mevcuttur. Ring makinelerine enelikle A-D Open End’lerde B-C hattı beslenmektedir.

            2.1. UNİFLOC

Önceden hazırlanan harman dizim planına göre, pamuk yüzdelerine göre belirlenmiş sayıda ve uygun sırada balyalar ınifleoc altına dizilir. Yolucu organ 27 m uzunluğundaki bir ray sistemi boyunca düzenli olarak dizilen ortalama 124 balya üzerinden  ileri geri hareket eder. Dövücü kolda tırpalama sistemi ile alınan küçük elyaf demetlerini iç tarafa fırlatır ve elyaflar sonsuz band zerine dökülür. Buradan da hava akımıyla uniclean’e beslenir. Materyal küçük parçalara ayrılır açma işlemi yapılır.

Aynı zamanda farklı tipteki pamukların birbirleri ile karıştırılması sağlanır. Balyalar dizildikten sonra ilk tarama turuna geçilir. Amaç balyaların üst noktalarının düzgünleştirilmesi ve ayarlama için sabit yükseklik belirlenmesidir. Makine bu yüksekli tayinini fotoselle yapar. Daha sonra hafızasına kaydeder. Verilen dalma derinliğine göre her tur sonunda bir kat indirilerek çalışmasını sürdürür. 124 balyadan oluşan harmanlar 26-27 saatte biter. Bir tarafta işlem devam ederken diğer tarafta balyalar dizilir ve makinenin kafası döndürülerek işleme devam edilir. Balyalar yoğunluk sınıfına göre sert-orta-yumuşak çok yumuşak gibi sınıflara ayrılmıştır.

            2.2. UNİCLEAN

Pamuk topaklarına hızla dönen bir pimli silindir ile serbest haldeyken vurulur. İvme ve atalet kuvvetinin etkisi sonucu elyaf topakları açılmaya başlar. Ne kadar temizleme yapılıp telefin döküleceği pimli silindir altındaki ızgaraların pozisyonu ile ayarlanır. Izgara altına dökülen telefler mono silindire gönderilir. Temizlenen pamuk fonlarla unimixlere girer. Her uniclean 2 unimix’i besler.

            2.3. UNİMİX

Uniclean de açılan, temizlenen pamuk yeniden harmanlanmak amacıyla unimixler’e alınır. Fon ile alınan materyal düzey dolum kamaralarına aktarılır.materyal klepeler yardımıyla 6 ya bölünür. Bu kamaralardan materyal konveyör band ile dikey dikey hazıra gönderilir. Dikey iğneli hasıra gelen materyal yukarı hareket eder. Fazla kısımları sıyırıcı silindir ile geri aktarılır. Bu işlemler materyalin karışmasını sağlar. Geri sıyırıcı ve hasır arasında açılmış olan pamuk açıcı üzerine dökülür. Açıcının bıçakları arasına takılan elyaf içindeki yabancı maddeler dökülecek ızgaradan geçer, döküntü kutusuna birikir. Buradan çıkan materyal bir sonraki makine ERM veya uniflexin isteğine göre beslenir.

            2.4. UNIFLEX

Açma ve tmizleme amaçlı kullanılır. Lamelli dolum silosu, elekli tambur, ayarlanabilen  belsem oluğu, ayarlanabilen ızgara ve açma, temizleme silindirlerinden oluşur.

Lamelli siloda tozlu hava pamuktan ayrılarak filtrelere sevk edilir. Ayarlanabilir bıçaklı ızgaralar ile döküntü miktarı kontrol edilir. Döküntü monosilindire gönderilir. Uniflex taraklara beslenecek pamuk miktarlarına kontrol alır. Açılıp temizlenip karıştırılan pamuk tara hattına besenlenir.

            2.5. ERM

Erm’de pamuk önce bir kısmı cam olan bir bölgeye basılarak vatka formuna sokulur. Bu kısımda ön tarafa yerleştirilen fotosel unimix in çıkış fanına bağlanır. Böylece beslenme düzenlenerek  olası bir tıkanma önlenir. Vatka haindeki elyaf bir silindir çiftinden geçer. Silindirlerden biri deliklidir. İçindeki alçak hava basınç sayesinde materyal içindeki yabancı maddeleri ve tozları emer.diğer silindir sadece sevke yardım eder.ve pamuk daha sonra brizöre gelir. Orda pamuğu üzerindeki dişler yardımıyla bıçakla hızla vurarak açar ve yabancı maddeler ızgaraya dökülür.

            2.6. TELEF DEĞERLENDİRİCİ

Tarak, ERM ve monosilindirden çıkan telefleri tekrar açmaya ve temizlemeye yarar. Teleflerin telef değerlendirmeye beslemenmesi esnasında yayılm olmaması için teleflerin makineye teker teker alınması için zaman rolesine bağlanmıştır. Makinenin yapısı Unimix’in haznelerden sonraki kısmına benzemektedir.

            2.7. TELEF AÇICI

Tarak, cer ve fitil makinelerinden emilen telefleri açar. İşçi tarafından elle besleme yapılır.

            2.8. MONOSİLİNDİR

Monosilindire gelen elyaf dövücünün kolları takılır, yüksek devirden dolayı açılır. . yabancı maddeler ızgaradan dökülerek döküntü haznesine birikir.  Açma sırasında materyal makine içerisinde 3 tur atar ve çıkar. En fazla döküntü bu makineden çıkar.

III. BÖLÜM

            3.TARAK

Harman hallaç makinelerinde kısmen temizlenmiş ve açılmış pamuklar taraklara sevk edilir. Taraklar sayesinde varılmak istenen ana hedef varyasyonun minimize edildiği, yabancı maddelerden en iyi şekilde temizlenmiş liflerin paralel olarak düzenlendiği bir tarak bandı elde etmektir.

Tarak Makinsinin görevleri

–          Kabuk, çekirdek, parçalarını, toz ve kırıntıları ve kısa lifleri ayırmak

–          Topak halindeki elyaf kütlesini lifleri tek tek hele gelinceye kadar açmak

–          Açılan lifleri paralelleştirmek

–          Lifleri karıştırmak azda olsa çekim uygulamak

–          Numara varyasyonu olmayan, düzgün bir tarak bandı oluşturmak.

–          Bandı kovaya düzgün bir şekilde yerleştirerek ce pasajına hazırlamak.

            3.1. TARAĞIN ÇALIŞMA PRENSİBİ

Tarak makinesine materyal acrofeed ile beslenir. Elyaf tutamları besleme teknesinden besleme silindiri vasıtasıyla brizöre gelir. Vatka brizör üzerindeki dişler tarafından kopartılır.

Beslenme tablası altında bulunan bıçağa çarpar. Ağır kısımları santrifüj etkisiyle vatkadan ayrılır. Açılmış elyaf brizörün hava akımı sayesinde tambura sevk edilir. Elyaf demeti tambur ile şapkalar arasında tek tek açılır.

Tambur üzerinde dönen zincir üzerinde 80-116 şapka şeridi bulunur. Bunlar 36-46 tanesi tambur üzerinde çalışır vaziyettedir. Şapka üzerindeki döküntüler sıyrılıp alınır. Bu döküntüler yumuşaktır, tekrar kullanılır.  Sabit şapkalar tarama yüzeyini arttırmaya yardımcı olurlar.

            3.2. REGÜLE SİSTEMİ

Otomatik düzgünleştirme sistemi sayesinde mamul kumaşın görünüşü üzerinde olumsuz etkisi olan iplik numara değişimleri önceden düzeltilir. İplik numara düzgünsüzlüklerin en önemli sebebi tarağın düzgün beslememesidir.

Düzgünsüzlükler malzemenin sevk sisteminde, beslemede, çıkışta kontrol altına alınabilir.

            3.3. BİLGİSAYARLI TARAK KUMANDASI

Çalışılacak tipe ait bütün değerler 1 defa verilir. Ve hafızaya kaydedilir. Bu değerler istendiği zaman tekrar çağrılır. Değişiklik yapılır ve kaydedilir. Kaydedilen değerler ise şöyledir.

Şerit ağırlığı

Üretim

Çıkış

Düzenleme faktörü

Kovadaki şerit ağırlığı

Kovadaki şerit uzunluğu’dur.

IV. BÖLÜM

            4. CER

Tarak makinesinde taranarak paralelleştirilen lifler tarak kovalarına doldurulup cer makinelerine alınırlar. Üretim miktarları yüksektir. 700-800 ml / dk dır. Ayrıca basit yapıda ve bakımları kolaydır.

            4.1. CER MAKİNESİNİN GÖREVLERİ

–          Dublajvasıtasıyla, şeritlerin karışımı ve homojenliğin sağlanması

–          Çekimde liflerin paralelleştirilmesi ve şeritlerin çekilerek inceltilmesi

–          İkinci cer pasajındaki regülasyon sistemi ile numara farklılıklarının giderilmesi

–          Elyaf – Elyaf,  Elyaf – Metal sürütünmesi ve çekim nedeniyle açığa çıkan tozların çekim bölgesine yerleştirilen bir sistemle emilmesi

            4.2. CER MAKİNESİNİN BÖLÜMLERİ

ÇAĞLIK : Dublaj miktarı dikkate alınarak uygun sayıda yerleştirilen kovalardan alınan şerit uçları üstteki sehpaya alınır.

ÇEKİM SİSTEMİ : Çekimin amacı alyafta homojenlik ve paralellik sağlamaktır. Çekim üzerinde yivler bulnan sertleştirilmiş çekim silindirleriyle bu silindirlere belli basınçta basan baskı silindirleri arasında gerçekleştirilir.

            4.3. ÇEKİM SİSTEMLERİ

a)      3 üzeri 3 çekim sistemi : Çekim 2 alana dağıtılmaktadır. (ön çekim ve arka çekim) Ön silindirlerin çapı oldukça büyüktür. Böylece büyük biir alanda kontrol sağlanmıştır. Elyafın yakalama mesafesi büyüdüğünden ana çekim bölgesi,nde ayrıca bir kontrol çubuğu bulunur. Buda kısa liflerin kontrollü olarak sevkini sağlar.

b)      3 üzeri 4 çekim sistemi : Çıkıştaki yivli silindir 2 tane baskı silindiriyle temas ede. 4 tane kıstırma noktası mevcuttur. Materyal ön çekim silindirlerinden sonra bir kanal vasıtasıyla huniye sevk edilir, hımiden sıkma silindirine geçer.

            4.4. KOVA DOLDURMA TERTİBATI

Yüksek hızla dönme hareketi yapan tabla sayesinde başlangıçtan itibaren düzenli bir şerit istifi sağlanır. Şerit kanalı ve döner tabla paslanmaz çeliktendir.

Makine çıkışında kova değiştirme tertibatı mevcuttur. Raylar üzerinde kova bulunmayınca makine otomatik olarak durur. Ayrıca ;

–          Kovadan sağılan şerit kopunca

–          Alt üst silindirlerde bant sardığında

–          Sehbadaki şeritlerin girdiği huni tıkanca

–          Kova dolunca  makine durur.

            4.5. CERDE EMNİYET TERTİBATI

Beslemede bant kopması, çıkışta sıkışmış bant tabaksı veya bant kopması, silindir sarması, kovanın dolması, huni kanalının tıkanması gibi durumlarda makine bant kalitesi ve emniyet açısından durur. Üzerindeki noktalara algılayıcılar yerleştirilerek ürün ve işlem kontrolü yapılır.

V. BÖLÜM

            5. FİTİL

Ring iplik eğirme için ön hazırlık işlemidir. Fitil makinelerinin görevleri ;

–          Cer bandını çekerek inceltmek

–          Büküm vererek mukavemet kazandırmak

–          Bobin halde sararak ring iplik makinesinden eğirmeye uygun forma getirmek

Fitil makinesinde en önemli hususlardan biri ; fitil makinesine sarıldıkça çap büyür. Sarımın sabit hızla dönebilmesi için bobin devrinin değişmesi gerek. Bu konik kasnak sistemiyle sağlanmakta, yeni makinelerde ise servo tahrik sözkonusudur.

Fitil makinelerinde çekim bölgesi çıkışı ve kelebek girişi arasındaki bütün fitil bobini boyunca aynı gerginlikte kalabilmesi en önemli unsur bobinin dış çap süratinin aynı tutulmasıdır. Bunun için yeni fitil makinelerinde biri ön biri arka olmak üzere iki iğin gerginliklerini kontrol eden Roj Gerginlik sensörleri yerleştirilmiştir.

Gerginlik için en küçük ve en büyük değer verilir.

Fitilin hareketi optimal gerginlik bölgesinde ise; bir sonraki kayış ilerlemesi verilen adım sayısı kadardır.

Fitil gergin ise ; bir sonraki kayış ilerlemesi düzeltilmiş adım sayısı kadardır.

VI. BÖLÜM

            6. RİNG İPLİK MAKİNESİ

Fitil mainesinden alınan bobinler bir ray sistemi aracılığıyla vatere getirilir. Vater makineleri 3 görevi yerine getirirler.

1-      Fitili istenen iplik numunesine çekerek inceltmek

2-      İpliğe büküm vererek yeterli mukavemeti sağlamak

3-      İpliği masuraya kops teşkil edevek şekilde sarmak

            6.1. Çalışma Elemanları

            6.1.1. Fitil Çağluğı

Her fitil bir iğe hizmet verir. Bobinlerin çağlıkla takıldıkları cisme fitil askısı denir.

            6.1.2. Çekim Sistemi

Üç silindir ve çift apronlu çekim sistemi kullanılmaktadır. Üç adet üst baskı silindirini bünyesinde bulunduran sisteme tabanca adı verilir.

Apron kafası apronların yerleştirildiği sistemin adıdır.

Klips alt ve üst çekim silindirlerinin arasına takılarak liflerin daha iyi ilerlemesini sağlar.

            6.1.3. İğ – Kopça- Bilezik Tertibatı

Kopça, bilezik bükümün iplik üzerine dağılması ve masureye sarılmasında etkili olan, iğ devir sayısına sınır koyan iki elemandır.

İğ dip kısmından makine gövdesine bağlıdır. İğe hareket ana motordan ince kayışlarla verilir. İğ devri şunlara bağlıdır.

Kepçe hızı

Bilezik çapı

Büküm

İplik numarası

            6.1.4. Kopça

Bilezik üzerinde dönerek çekim sisteminden sevk edilen iplik üzerine bükümü dağıtır. İpliğe uygun gerginlik sağlar.

Bilezik : Düzgün bir kops yapısı ve sarım için kopçaya rehberlik eder.

AE Ring Open end
Atkı 38-42 4,1-5
Çözgü 4,4,5 4,5-5
Triko 3,5-3,9 3,8-4,2

            6.1.5. Dofer

Vaterde takım olduğunda ray sistemi dolu olan kopsları alır ve boş olan masuraları yerleştirir. 3 dk sürer.

            6.1.6. Masura dizme makinesi

Bir sonraki kullanım için masurların hepsini aynu şekilde yönlendirilmesi ve düzgün bir şekilde sonraki proses için hazır olması gerekir. Bu amaçla masura dizme makinesi kullanılır.

            6.1.7. Fitil sıyırıcı makine

Vaterde kullanılan fitil masuralarının üzerinde kalan fitillerin geri kazanımı amacıyla kullanılır.

Rieter Hawa
İğ sayısı 912 720
Kops ağırlığı 1130-130 280
Metraj 1800m 3000m
Ekortmen 61 mm 72 mm
Fren Her iğde 1 tane taşınabilir
İğ devri 8500 d/dk 10000 d/dk

Yeni bilezik değişimlerinde uygulanan rodaj işlemi metalik çalışma yüzeyinin düzeltilmesi, kopçanın bilezik üzerinde kedisine bir kulvar hazırlaması ve ilk çalışma şartlarının optimum seviyeye en kısa zamanda getirilmesi için yapılır.

Örnek rodaj programı

Rodaj Programı
Değişim No İğ Devri Çalışma Süresi
1 7125 1 gün
2 7125 1 gün
3 7500 1 takım
4 7500 2 gün
5 7500 5 gün
6 7500 300 ssat

VII. BÖLÜM

            7. OPEN END MAKİNESİ

            7.1 Open End İplik Eğirme Prensibi

Dönmekte olan bir rotorun içine iplik hemen geri çekilmek üzere sarkıtılır. Bu iplik rotorun içindeki alçak basınç etkisiyle içeriye doğru emilir. Rotorla birlikte dönüşe geçen ipliğin açık ucu merkezkaç kuvveti etkisiyle rotor yığınına doğru ilerler. Bu da bant açma silindiri ile açılacak lif kitlesi halinde rotora verilir. Bu lifler yine alçak basınç ve merkezkaç kuvveti etkisiyle rotor yivine ulaşır, ve tekrar geri çekilmekte olan ipliğin açık ucuna sarılacak iplik oluşumu başlatılır.

Ring iplikçiğinden en önemli farkı lif beslemesinin iplik haline dönüşmeden önce kesikli oluşudur. Bu kesilme liflerin belirli bir bölgede hava emişiyle çok yüksek bir hıza erişmesi ve birbirine değmeden hareket etmesiyle ortaya çıkar. Liflerin yönlenmesi ring iplikleri kadar iyi değildir.

            7.2. Açma ve Eğirme Elemanları

Açma silindiri : Bandı açar ve besleme borusuna nakleder.

Açma silindiri go-nitül telleri  : Materyalin yüzey yapısına göre farklı olabilir.

Açma silindiri muhafaza ve sevk kanalı : Yüzeyinde bir adet malzeme girişi için bir adet yabancı madde ayırımı için bir adet de lif şok kanalına bağlantı için 3 delik vardır.

Rotor : Farklı çaplarda olabilir. İç yüzeyleri aşınmaya karlı elmasla kaplanmıştır.

            7.3. Autocoro 288’ın Bağımsız Çalışan Tertibatları

Bağlama Makinesi (ASW)

Elektronik kumanda tertibatıyla donatılmıştır. Bağlama makinesine gereksinimi olduğunda kendi pasikam vericisini  devreye geçirir. Bağlama makinesi seyir esnasında bu istemeyi tespit eder dururu, ve yavaş bir şekilde tam iğin önüne konulmalıdır.

Bağlama makinesinde kaydedilen sonuçlar informatör eklenir ve her zaman oradan alınabilir. Böylece çalışan personel bağlama makinesinin ve bağlama güvenliğini ve bağlama yerlerinin kalitesini daha da arttırabilir. Bağlama makinesine ait bütün bilgiler merkezi olarak informatörden ayarlanabilir.

Dofer : Bobinler önceden belirlenen çapa ulaştıklarında dofer gelerek dolu bobini alır ve yerine üzerine  rezerve sarım yapılmış masurayı takar Doferde 8 adet masura bulunur. İpliğinmasuranın tepesine sarılmasıyla yapılır. Uzunluğu yaklaşık 1 m olup 180-300 mm çap alanı için mümkündür.

Doferin rezerve sarımlı bobinleri beser. 2 önemli avantaj sağlarlar.

1-      Bobinlerin asgari sarım süresini kısaltır.

2-      Tip değişimlerinde yani tipe başlama sürelerini kısaltır.

Corolab : Bir verici ölçme alanı içinden geçen ışık huzmesini alıcıya gönderir. Bu ışık hüzmenin bir kısmı aynı anda bir referans alıcıya isabet eder. Corolab bunların arasındaki farktan ipliğin çapını 0,01 lik bir nitelikte saptar. Partiye başlandığında her iğde bir ipliğin ilk metrelerinden bir ortalama çap belirlemesi yapar.bu referans çap sonraki bütün değerlendirmeler için ölçü konumundadır.

İnfomatör : İnfomotor şu olanakları sağlar.

1-      Makine ve bağlama makinesinin merkezi bağlanması

2-      İplik gözetim sistemi corolab merkezi ayarlanması

3-      Üretime ilişkin bilgilerin merkezi noktada kayda ve kullanıma hazır konumda tutulması

4-      Makine ve materyal akışının kumandasını üstlenme

5-      Servis fonksiyonları

6-      Mesajla bildirimler

VIII. BÖLÜM

            8. BOBİN

            8.1. Bobin makinesinin görevleri

Küçük kapsların büyük bobin haline getirilmesi sonucu sonraki proseslerin daha rasyonel ve ekonomik çalışmasını sağlar. Kaps halinden bobin haline geçerken iplik üzerindeki hatalı kısımlardan temizlenir. İnce zayıf yerlerde sarımda uygulanan gerilimle koparılıp temizlenir.

Bobin makinesinin aşağıdaki hataları temizleyen sistemler vardır.

N: Neps

S : Kısa kalın yer

L : Uzun kalın yer

T : uzun ince yer

C : Numara varyasyonu

Spl : Splice yeri hatası

Mo : Moire (muere) hatası

Moire  : Rotor çevresi kadar periyotta oluşan kalın yer hatasıdır.

İplik bobinlenirken kitle varyasyonları veya kalınlaşmak veya incelmek sistem tarafından ölçülür. Bu olumsuzlukla sisteme daha önceden tanıtılmış olan parametre limitlerinin dışında ise sistem tarafından sinyal oluşturulur, ve hatalı kısım temizlenir. Temizleme işleminden sonra iplik ucunun yeniden düğümlenmesi için splice tekniği kullanılır. Bu işlem basınçlı hava yardımıyla iplik uçları açılır. Tekrar basınçlı hava yardımıyla birbiri üzerinden dolandırılır.

            8.2. Bobin Mekanizmasının Kısımları

            a) Çekim Hızlandırıcısı

Balon oluşumunu engeller ve böylece daha yüksek çekim hızları elde edilmesini sağlar.

            b) Kaps Toz Emiş Tertibatı

Sürekli olarak ipliğin sarıldığı yerdeki toz ve elyaf parçalarını emer.

            c) Kopuk İplik Kontrolü

Alt iplik bulununcaya kadar ilave işlemlerin boşuna yapılmasını önler.

            d) Artık İplik Makası

Kaps değişiminde makas kesim yapar. Böylece boncuklama engellenmiş olur.

            e) İplik Gerdiriciler

İplik tahrikli germe diskinin arasından geçer. Bu sistemde homojen iplik gerilimi elde edilir.

            f) Splise

Her iğ de bulunur.

            g) Ekonomik Temizleyiciler

İğ kumanda sisteminin entegre edilmiş bir parçasıdır. Hataları temizler.

            h) İplik Gerdirici

            ı) Baroban

Barobanda bilgisayar şu görevleri  üstlenmiştir.

1-      Baroban ve bobinin kayma yapmadan harekete geçmesi

2-      Her bobin durumuna uygun kuşak bozma tertibatı

3-      Elektrik kesildiğinde oluşan iplik kesilmesi

4-      Kumandalı geri dönme iyi bir uç yakalama

5-      İplik uzunluk ve çap ayarlamaları

6-      Zaman kaybında önemli derecede azalma

7-      Otomatik hız kontrolü

IX. BÖLÜM

            9. FİKSAJ

Ring işlem akışında bobin makinesinden sonra open end işlem çıkışında ise direk makine çıkışında bobinler paletlere dizilir. Her 120 bobinden oluşan palet üzerine bir etiket yapıştırılır. Etikette şu bilgiler mevcuttur.

– İpliğin üretim yöntemi         – Palet numarası

– Numarası                              – Operatör numarası

– Masura rengi                        – Paletteki bobin adedi

– İplik metresi                         – Harman numarası

– Tarih

Bobin tanıtım kartı olmaysan paletler fiksaja alınmaz. Etiketteki palet numarası ile fiksaja alınan palet üzerine yapıştırılan numaranın aynı olmasına dikkat edilir. İplik numunesine göre uygun salonda bekletilen paletler bir sonraki bölüm olan halat sarmanın ihtiyacına göre alınarak fikse edilir.

Fiskenin amacı ipliğe verilen bükmün kalınlığını sağlayarak sonraki proseslerde işlem kolaylığı sağlamaktır. İplik kalitesinde kalıcı bir iyileştirme olmamakla birlikte orta ve büyük çaplı bobinlerde nemin homojen bir biçimde dağılması mümkün değildir.

Hangi iplik tiplerine fiksaj yapılacağı nakliye elemanları tarafından fiksaj görevlilerine liste halinde bildirilir. Genel olarak amslerli bütün iplik tiplerine ve no : 8 den ince bütün ipliklere fiksaj  uygulanır.

Fiksajda iki adet kazan mevcuttur.

Kazan iç çapı : 1720 mm

Faydalı kazan boyu : 2100 mm

Çalışma basıncı : % 8 hava basıncı 8 bar

Vakum pompa : % 80

Hidrolik pompa : 1,5

Gerekli hava  : 8 bar

Kazana giren araba sayısı : 3

Kazan bobin kapasitesi : 360

Kapak sayısı : 1

Isıtıcı elektrik enerjisi : 30 kW

Aynı anda farklı tipte iplikte fiksaja alınabilir. Fiksajlı yazısı paletlere yapıştırılır. Fiksajdan çıkan paletler 1 saat dinlenmeye alınır.

X. BÖLÜM

            10. İPLİK FİZİK LABARATUARI

            10.1. Uster Tester

İplik ölçümlerinde uster, ve spektrogramın yanında ince yer kalın yer, tüylülük neps hakkında bilgi verir.

Labaratuar iş programına göre istenen sayıda istenen uzunlukta numune (şerit fitil veya iplik ) alınarak labaratuara getirilir. Materyal numunesi, operatör adı, harman numunesi gibi numuneyle ilgili özellikler uster tester 3’ün bilgisayarına girilir. Ölçüm şartları belirlenir. Bunlar ; test sayısı, test hızı, süresi, ölçüm aralığı, tansiyon, hava emişi

            10.2. Uster Inert Test

Regule sistemini kontrol aöacıyla kullanılır. Altı şeritte cer makinesi bir süre çalıştırılır. Daha sonra altı şeritten biri kapatılır. Yeterli uzunlukta şerit çıktığında makine durdurulur, kova çıkarılır. Numune alınır Tes Uster,  Tester 3 ile yapılır.

            10.3. Uster Ofis

Şerit üzerindeki neps, capol, toz miktarını, uzunluğunu, ayrı ayrı veya hepsini aynı anda ölçebilen cihazdır. Tarak makinesinin girişinden ve çıkışından alınan numunelerle yapılan testler sonucu tarağa yapılacak işlemler belirlenir. Test sonucunda şunlar çıkar.

  • Ortalama elyaf uzunluğu
  • Elyaf uzunluğu sapması
  • 0,5 inc veya 12,7 mm den kısa elyaf uzun yüzdesi
  • % 5 i geçen elyaf uzunluğu
  • % 2,5 geçen elyaf uzunluğu

            10.4. Uster Tensojet

iplik mukavemet ve elastikiyet değerlerini belirlemek için kullanılır. İplikte % 7 civarı rutubete gelene kadar bekletilir. İplik numarası, test sayısı, test adedi, test hızı bilgisayara girilir. Grafik üzerinde sonuçlar görülebilir. İpliğin 2 ucu ayrı ayrı iki silindir tarafından tutularak gerdirilir ve verdiği mukavemet bilgisayar tarafından ölçülür.

İplik üzerindeki büküm sayısını ölçüp gerekli verileri çıktı halinde verir. Kaps iğe takılır. Uygun aralık bulunur ve asılır. Ölçüm esnasında bulunması gereken ağırlığı belirlemek üzere esas ölçümden önce hazırlık ölçümleri yapılır. İplik çeneler arasına sıkıştırılır. Şart düğmesine basılır. İpliğin üzerindeki bükmün tam açıldığı nokta olan bırakma noktasındaki skala değerine bakılır. Bu şekilde yapılan 4-5 hazırlık ölçümü sonrasında skala değeri hesaplanır. Bu değer kadranın sabit değeridir.

            10.5. İplik Ne Ölçümü

Vater, bobin ve open end iplik numaralarını tarayarak numune varyasyonlarını engel olmak amacıyla bu test yapılır. Çağlığa asılan 7 kapstan gelen iplikler kılavuzlardan geçirilerek çıkrığa sarılır. Genelde 120 sarım yapılır. Çıkrık çevresi bir yardadır. Ne ve Nm cinsinden iplik numarası ekranda direk okunur. 7 çile için okunan numaradan ort. Alınır.

            10.6. Şerit Fitil Ne Ölçümü

Çevresi 1 yardalık çıkrıkta sarım yapılır. Çıkrık üzerindeki sayaca bakılarak tarak şeridi ve fitil 20 yarda cer şeridi 6 yarda sarılır. Materyal kesilir. Hassas terazide tartılır.

            10.7. Sarım Cihazı

İplikteki ince yer, kalın yer ve naps’ın ipliğin konuk levha üzerinde sarıldıktan sonra standart levhalarda kıyaslama yoluyla değerlendirilir.

            10.8. Stroboskop

Ametek marka stroboskop ile makinelerin devirleri ölçülür.

            10.9. Takometre

Makinelerin üzerine yerleştirilmiş olup devir ölçmeye yarar.

            10.10. Stube Cihazı

Open end makinelerinde iğlerin düzgü çalışıp çalışmadığını dolayısıyla iplik özelliklerinin istenen düzeyde olup olmadığını ölçen alettir. Bu test her iğe ayrı ayrı uygulanır. Cihazın kafası iğe yaklaştırılır ve kırmızı ışık yanana kadar ayarlanır. Sonra ayarlar değiştirilip yeşil ışık yanana kadar işleme devam edilir. Tüylülük, naps, incelik, kalınlık…. Vb özellikler bakımından gerekli değerlendirmeler yapılır.

Ana Ürün Standartları
Minimum Ortalama Maksimum
Tarak şeridi Ne

0,098

0,1

0,102

Uster

2

3,7

4,7

Neps % etkinlik

40

70

95

2.Pasaj cer şer. Ne

0,092

0,94

0,96

Uster

2

2,7

3,8

2.Pasaj cer şer. Ne

0,094

0,96

0,98

Uster

2

2,7

0,11

Open end cer şer. Ne

0,107

0,109

3,8

Uster

2

2,7

5,6

Fitil Ne

0,86

0,87

0,55

Uster

2,5

5

0,56

Fitil Ne(0,57)

0,53

0,54

0,51

Uster

2,5

5

5,6

Fitil Ne (0,5)

0,49

0,5

0,88

Uster

2,5

5

3,8

XI. BÖLÜM

            11. ÖZEL İPLİK TÜRLERİ (AMSLER CİHAZI YARDIMIYLA)

            11.1. Slub

İplik üzerinde çeşitli uzunluk ve istenilen kalınlıklarda kalın yer oluşturulmasındır. Kalın yerlerin büküm karakteristiği farklılık gösterir. Slub boyları genellikle 20 cm aşmaz.

Normal iplik üretiminde ; motordan gelen hareket dişliler yardımıyla çekim silindirlerine hareket vererek üretim yapılır. Slubta ise frekans kontrollü bir amsler motoru, arka ve ne kadar olacağı özel bir programla bilgisayara yüklenir.

            11.2. Multicount

Bu iplik tipinde iplik üzerinde Ne’ler oluşmaktadır. Ana motor yalnızca iğin hareketini sağlar.

            11.3. Multiwist

İplik Ne’si aynı olmasına karşılık iplik büküm karakteristiğinin değiştirilmesi ile elde edilir.

M2 büküm motorunun ön silindire hareket vererek ön silindir hızına göre büküm değişir. Ne’nin aynı kalması için çekimin değişmesi gerekir. Buda M1 amsle çekim motorunun giriş silindir hızını ayarlaması ile gerçekleşir. Dolayısıyla o değişir. Ne değişmez.

1) Makine parametresi  ® Slub, multicound, multitwist, motor tipi

2) Efekt parametresi   ® Üretilmek istenen iplik tanımlanması

Open end de oluşturulabilecek slup boyu rotor çevresinden daha kısa olamaz. Ayrıca farklı dış yapısında birizör kullanarak slub yapmak mümkündür.

            11.4. Petro

Elektronik donanım kullanılmasdan makine üzerinde yapılacak ayarlamalar iplikte kısa boylu, fazla uzun ve kalın olmayan düzensi yerler oluşturulur.

11.5 Tüylü İplik

İpliğin yüzünden çıkan lif uçları sayısının ve bu uçların mormalden fazla olduğu ipliktir. Open end de rotor ve nozul tiplerindeki değişiklikler üretilebilir.

11.6. Nepsli İplik

Tarakta, tambur ve şapka arası tarama mesafesinin geniş ayarlanarak, şapkanın temizleme etkinliği düşürülür.

11.6. Pın Roller

Yalnızca open end de üretilebilir. Birizör yerine farklı tipte pin roler kullanılarak, iplik üzaerinde kısa kalın yerler oluşturulur.

 

XII. BÖLÜM

            12. İPLİK KODLAMA SİSTEMİ

E

P

Z

064

N

A

Eğirme Teknolojisi

Hammadde

Büküm

Ne

İplik yüzey görünümü

Versiyon

E:O end

K: Karde

P: Penye

C: Penye ce

P: Pamuk

Y:100sentetik

A Pamuk/PES

Z : büküm

S: büküm

6,4 Ne

N Normal

R Retro

T Tüylü

S Basic slub

W Multitwist

B Brizör

2 2katlı

3 3 katlı

Büküm Katsayısıyla

Basıc sluc

Multitwist

Multicount

Programlarında değişiklik

            12.1. Uster Silver Data:

Tarak regüleli cer ve fitil makinelerinin üretim ve kalite ile ilgili bilgilerinin verebilen bir online kalite kontrol sistemidir. Bu sistem tarak,cer ve fitil makineleri üzerine yerleştirilmiş sensörlerden faydalanılarak bu makinelerin üretim bilgileri duruşlar, duruş sebepleri hakkında bilgi vererek raporlandırılmasını sağlar kalite ile ilgili bilgilerin alınabilmesi için makinelere ayrıca kalite bağlantısının da yapılması gerekir.

Orta Anadolu da yalnızca ikinci pasaj cerlerde kalite bağlantısı vardır. FP (Fiber Press) tipi sensörün şerit çıkışındaki huniye yerleştirilmesi ile kalite bilgilerinin alınması sağlanır. Şeritteki herhangi bir varyasyon bu sensörle ölçülür ve ayarlanan limitler dışına çıkılırsa makine duruş yapar. Beş kez duruş olursa makine bloke edilir.

Ring iplik makinelerinin çalışma performanslarının, üretim bilgilerinin gözlene bilmesi ve istendiği zaman raporlanabilmesi amacıyla kullanılan elektronik donanım ve yazılım sistemidir. Kalite kontrolü donanımı yoktur.

XIII. BÖLÜM

            13.İPLİKHANEYE BAĞLI YARDIMCI ATÖLYELER

1-.Torok bakım odası

2- Rektefiye odası

2 adet manşon sökme takma el presi

Yağ  pompası =  Manşon mil rulmanlarını sağlar.

rieter iplik numarası dönüştürücü

rieter firması tarafından ücretsiz olarak verilen hesap makinesi tarzında iplik numaralarını dönüştüren küçük bir program.

aslında benimde aklıma böyle bir program yazmak gelmedi değil ama bende önce davranmışlar.

neyse belki daha iyisini yaparım.

:)

Buraya tıkla ve programı indir